top-image

Umutlarımızdan çalan şeylerden biridir sevgilinin gidişi. Yağmurlu bir günde ya da yaz akşamı olması da önemli değildir aslında. Gitmiştir bir kere. Bir parça umut eksilmiştir artık bizden. Bir parça bulut misafir olmuştur gözlerimize. Yağmur tadında birkaç damla gözyaşı bırakırız, kıyılarımıza vuran hıçkırıklarla birlikte…

Oyalanacak şeyler ararız sonra. Birkaç kitap karıştırırız, halimizi tanımlayabilecek şeyler bulmayı umarak. Bir kitabın bir sayfası çıkagelir sonra. Bir cümle takılır dudaklarımıza, okudukça acıtan ama umut vaat eden bir hikayenin ortasından.

Bizim şarkımız dediğimiz şarkı sıradandır artık. Sıradan ve can yakan…
Geçmekte olan gecenin bir hikayesi yoktur. Günlüğün sayfalarında özel bir yeri yoktur.
Onunla gelen şeyler arka sayfalarda, ileriye dair kurulan hayaller yarıda kalmıştır. Bizimle kalan sadece, uzun ve ıssız bir gecedir. O gitmiştir bir kere, ceplerinde çalıntı umut kırıntıları ile birlikte.

Her zaman oturduğumuz bank, ilk göz göze geldiğimiz mekan hüzün vaat etmektedir artık. Üzerinde yürüdüğümüz caddeler çeler zihnimizi. Geçmiş sayfaların tozlarını üfler adımlanan kaldırımlar. Onu anımsatan her şey tutsak eder çelimsiz düşüncelerimizi. Daha hızlı adımlarız yolları, artık boşluk tutar elimizi.

Zaman zaman öfkeler sarar, titremeler alır bizi. Sonra yeminler eder, güçlü olmaya çalışırız. Kendimizi kandırır, dünyadan çekeriz elimizi. “Bundan böyle” ve “artık” diye başlayan cümleler gelir, giden “keşke” li sözcükler yerine. Çok geçmez, bir şarkı ile yeniden bocalar, bir akşam gözlerimize bulutlar yeniden uğrar, hatıralar damlar ellerimize.

Çıkmazlar başımızı ağrıtmaya başlar. Geçmişe dair şeylerin kıskacı böler uykularımızı. Sıklaşır nefes alıp verişimiz, ansızın kesilir soluklarımız. İçimizde bir şarkı başlar, acı bir keman sesi dolar kulaklarımıza. Yeniden ve tekrardan inanmak istemeyiz, kabustan uyanmayı beklerken geceler sabah olur. Durup durup bir girdap içine çeker bizi. Zoraki gülümseyişler takınır çehremize, umursamaz olmayı deneriz. Kalabalıklar içinde gülerken içten bir alev sarar, uzaklara saplanır gözlerimiz.

O gitmiştir bir kere.
Elde kalanlarla yetinmek gerek. Bir tutam çiçek ve ondan başka geriye kalan koca bir dünya. Giden gitmiştir zira, ardında kalan biz, eksilen ümitlerimiz…

Bu yazım Körpe Kalemler’de yayınlanmıştır.

 

Konumuz Tuva Müziği ve Tuva Gırtlak Sanatçıları. Tuva Cumhuriyeti hakkında bilgileri yazının ilerleyen bölümlerinde vereceğim. İlk önce Tuvalıların müziklerinden bahsedelim.

Şamanist olan Tuva’lar, farklı gırtlak yapılarından dolayı melodik olarak garip ve tiz sesler çıkarabilmektedirler. Bir çalgı aletinden çıkıyormuş hissi veren bu seslerin insan ruhuna işleyen ve etkileyen bir yapısı vardır. Özellikle aynı anda birkaç ses çıkarabilmeleri oldukça etkileyicidir. Kongar-ool Ondar adlı sanatçı ve Huun Huur Tu adlı gurup Tuva Gırtlak Sanatçılarının en duyulmuşlarındandır.

Ondar’ın Tuva Groove albümünden “Bolur daa-bol, bolbas daa-bol” adlı şarkı:

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Huun Huur Tu – Kongurai

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Vikipedi’nin dediğine göre: Tuva’lar Kırgızlar’ın doğusunda, “Küçük Deniz”in (Muhtemelen Baykal Gölü) güneyinde ve Uygurlar’ın kuzeyinde bulunmaktadır. Bugün de Tuvalar buralarda oturmaktadırlar ve buraya da Tannu-Tuva denilmektedir.

Tuva Cumhuriyeti, 1914′te Ruslar tarafından işgal olunmuş ve yeniden 1921′de Cumhuriyet olarak bağımsızlığını tekrar kazanmıştır. Tannu Tuva adlı Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. 1926′da adı Tuva Halk Cumhuriyeti’ne dönüşmüştür. Ülke 17 Ağustos 1944′te yeniden Ruslar tarafından işgal olunmuştur. önceleri Muhtar bölge olarak, 1965′ten itibaren de muhtar cumhuriyet olarak yerini almıştır. Halen Rusya’nın oluşumunda muhtar cumhuriyet olarak yer almaktadır.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Tırnakların ipeği çizdi beyaz
Parmaklarımın arasından akıyordu.
Dansı sürüyordu büyücülerin titrek
Ne yana kanatlansam o yana uçuyordu Şalamar

Saklandığı gecede gizli ayaz
Saçlarının arasından esiyordu
Zehir sızıyordu yalnızlığından soğuk
Ne yana kanatlansam o yana uçuyordu Şalamar

Şalamar… Şalamar…
Firardasın tersine
Yinede eteklerin geçmiyor başına
Şalamar!

Pencerelerine resim yapıştırmış cüceler
Dünya diye seyrettiğin odanda.
Dokundular fırladın yataklardan
“Basubadelmevt”

Tersine akıttın nehirleri çığlık çığlığa
Kuyularda yüzümüzü gördük.
Saçlarımızı aradık. Gitar sololar..

Şalamar..
Ah! Şalamar..

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Esma üç-dört yaşlarında. Elinde oyuncak bir bebek var. Sıkıntılı hali tavırlarından belli. Ne oldu diyorum Esma, bir sorun mu var? Oyuncak bebeğinin karnını gösteriyor. Yarım yamalak ifadelerle, konuşup ağlayan bebeğinin pilinin bittiğini anlatmaya çalışıyor. Peki diyorum Esma hanım, senin pillerin nerede? Karnını gösteriyor.

Pilin bitmesin Esma…

Cuma geceleri Marmara FM’de, Gece Yürüyüşü adlı programında gecenin bir vakti tutar ellerimizden, kıta kıta gezdirir İbrahim Paşalı bizi. Dünyanın her yerinden şarkılar çalar. Ümmü Gülsüm’ü onunla tanırız, Feyruz’u… Zaman zaman kitap okur, derdini dinleyici ile paylaşmaya, bir şeyler anlatmaya çalışır. İbrahim Paşalıdır. Zamane dervişidir. “Süleymaniye’nin karşısında, tarihin üstünde bağdaş kurup oturdum tespih çekiyorum: Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.” Diyen adamdır.

Ve her program sonunda Hüseyin Atlansoy’un İyi Günler İlerde Anneanne şiirini dinleriz İbrahim Paşalının o zihinleri diri tutan sesinden. Yazımıza konu olanda budur. Programı dinleyenleri mest eden ve internette bulunmayan bu ses kaydını ilk defa burada yayınlıyorum. Buyurun, dinleyin:

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

…yazının devamını okumak için tıklayın.

Sayfa: 31« 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 »
bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi