
Odamda sessiz sakin çalışırken, bir yandan da Ozzy Osbourne dinlerken, aşağıdan gelen aşırı müzik sesi giderek canımı sıkmaya başladı. Alt komşumuzun oğlu, evde kimse olmayınca coşuyor. Hayır, müzik sesinden öte dinledikleri berbat şeyler, işte o daha çok rahatsız edici. Apartman girişine bir ilan assam diyorum: “lütfen yüksek sesle müzik dinleyecekseniz şunları ve şunları dinlemeyin”.
Ding dong… (bu zil sesi oluyor) Ve aniden kısılan ses… Açılan kapı… Tereddütlü bir yüz…
- Şu aletin sesini insanların tahammül edebileceği bir seviyeye indirir misin?
- Tamam.
Evet, şimdi ses kesildiğine göre Dead Can Dance’dan hafif şarkılar dinleyebilirim. Lakin bu gürültü olayı anlatacağım hikâyeyi böldü. Anneannemden bahsedecektim yine. Şöyle:
Bildiğiniz gibi fareleri yakalamak için türlü tuzaklar kurulur. Bir kartona sürülen yapıştırıcının ortasına koyulan gıda maddesi fareyi cezp eder ve fare iştahla gıdaya uzanırken oracıkta yapışıp kalır. Bu fareyi öldürmeden yakalamanın en güzel yoludur. Büyük farelerde işe yaraması gayet zordur, daha çok fındık farelerinde kullanılan bir yöntemdir.
Metal dişli, kıskaçlı tuzaklar vardır birde. Tuzak bir mancınık gibi kurulur, yay gerilir, fareyi mutlu edecek gıda maddesi, dişlilerin indiği zaman tam denk geleceği noktaya konur. Fare yeme uzandığında tuzağı tetikler ve dişliler ‘şlak’ biçiminde farenin kafasına ya da karnına geçer. Etrafa biraz kan sıçrar. Zavallı fare oracıkta kan kaybından dolayı ölür ya da tuzak sahibi tarafından kafasına kalem veya tığ saplanılarak öldürülür. (şaka yapıyorum tabi, kalem ve tığ saplanır mı) Hatta eğer fare çok büyükse, tuzağa yakalandıktan sonra can havliyle tuzağı kendiyle beraber götürebilir diye tuzak iple bir yere bağlanır. Fare etrafı kana bulayıp bir de tuzağınızı çalarsa kendinizi kötü hissedersiniz elbette, bunun çaresi tuzağı bir yere iple bağlamaktır, unutmayın lütfen.
Sonra aklıma gelen bir fare yakalama yöntemi daha var ki, bunu şuan 85 küsür yaşında bir göçmenden öğrenmiştim. Bu yöntemde de farelerin seveceği bir gıda maddesi olan una (un işte bildiğimiz un) alçı karıştırılır. Fare gelir, bir güzel unu yer. Sonra alır başını gider, kısa bir süre sonra bir yerde ölüsü donmuş olarak bulunur. Tabi farenin nerede ne zaman öleceğini kestiremediğiniz için şehir insanı açısından çok iyi bir yöntem değildir. Ancak farelerin çok olduğu yerlerde, ambarlarda falan kullanılsa gerektir.
Elbette ilaçlama şirketlerinin uzun ar-ge çalışmaları neticesinde artık çok daha modern fare yakalama tekniklerimiz var. Öyle ki fare zekâsıyla birebir savaşmak gerekiyor. Bunları anlatmayacağım.
Anlatacağım şey anneannemin fare yakalama tekniği, hoşunuza gider belki siz de uygularsınız.
Anneannemin bir dolabı var. Ahşap bir dolap… Burada tahıl ürünlerini saklıyor. Bu dolaba giden yolun solunda buzdolabı sağında ise bir kanepe var. Anneannem ise; dolap ile kanepe arasına, bir ucu kanepenin ayağına diğer ucu buzdolabının ayağına bağlı olmak üzere yerden birkaç santim yüksek olacak şekilde bir ip germiş.
Eee ne olacakmış?
Fare geçerken ayağı takılıp düşecekmiş! :)

