<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alemin Renkleri &#187; Haber</title>
	<atom:link href="http://www.aleminrenkleri.com/category/haber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aleminrenkleri.com</link>
	<description>tasarım, edebiyat, grafik</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 15:14:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Çarşaf Karşıtı Dindar?</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2010/12/23/carsaf-karsiti-dindar/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2010/12/23/carsaf-karsiti-dindar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Dec 2010 14:10:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[çarşaf]]></category>
		<category><![CDATA[başörtü]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[yozlaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aleminrenkleri.com/?p=781</guid>
		<description><![CDATA[Ben sana bi baş kaparım, diyen Marihuana abla işi çözmüş: “Hangi açıdan çizerseniz çizin, çarşaflı kadın resmi hep aynıdır” Başörtü tartışmaları bir parlayıp bir sönse de son zamanlarda gündemimizi en çok işgal eden konulardan biri. Bir yandan başörtülülerin hak ve özgürlükleri, kılık kıyafetleriyle okulda okuma ve çalışma serbestlikleri tartışılırken diğer yandan İslami camia kendi içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ben sana bi baş kaparım, diyen Marihuana abla işi çözmüş: “Hangi açıdan çizerseniz çizin, çarşaflı kadın resmi hep aynıdır”</em></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-788" title="çarşaf" src="http://www.aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/12/081208_carsaf-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" />Başörtü tartışmaları  bir parlayıp bir sönse de son zamanlarda gündemimizi en çok işgal eden konulardan biri. Bir yandan başörtülülerin hak ve özgürlükleri, kılık kıyafetleriyle okulda okuma ve çalışma serbestlikleri tartışılırken diğer yandan İslami camia kendi içinde tesettürün bir yozlaşmaya maruz kaldığını konuşuyor.</p>
<p><strong>Allah rızası  için mi örtünüyoruz?</strong></p>
<p>Örtünmenin artık dini bir vecibeden çok kültürel olarak algılandığı ve yeni nesille birlikte bunun daha da belirgin olacağı açık. Anneler başörtüsünü sadece saçlarını ve güzelliklerini örtmek için kullanırken aynı annelerin kızları örtünmenin yanında şık olmayı, yakıştırmayı, modaya uymayı, trendleri takip etmeyi ve bunun gibi onlarca şeyi zihinlerinin bir köşesinde tutuyorlar. Bir annenin bildiği şey saçını göstermemekken, kızı onlarca marka ve başörtü bağlama şekli arasında seçim yapabilecek bir kültürel düzeydedir. Bu durum bize örtünmenin dinsel algıdan çok kültürel itkilere dayandığını yeterince gösterse gerek. Örtünmede bir moda ve trend olmadığını düşünüyorsanız, neden bu sene tesettürlü kızların yüzde sekseninin lacivert pardösü edindiğini açıklamanız da mümkün olmaz.</p>
<p>Tabi mesele bu safhayı  aşalı çok oldu. Hatta tesettürde modanın iyi ve doğru olup olmadığı da az da olsa tartışıldı. Benim asıl merak ettiğim konu, tesettürde bir yozlaşmanın olduğu, Vakko’nun bile başörtüsü ürettiği, mendil gibi eşarpların peyda olduğu, markaların sektörü işgal ettiği bu zamanlarda neden “çarşaf”ın hala gündeme gelmediğidir. Öyle ya, en harbi tesettür çarşaf değil midir? Zaman gelir de çarşaf da başörtüsü gibi kapitalizmin oyuncağı olur mu bilemeyiz ama şimdi öyle bir tehlike yok en azından. İbrahim Tenekeci’nin deyimiyle “çarşaf, kapitalizmin kapısına bırakılmış siyah çelenktir.”<span id="more-781"></span></p>
<p><strong>Çarşafı kabul edebilir miyiz?</strong></p>
<p>Bu demir leblebiyi kapitalizm yutabilir mi sorusunu boş verip bunu biz yutar mıyız, kabul edebilir miyiz bunu düşünmemiz gerek. Şık görünmekten, tarz sahibi olmaktan, Armani’den vaz geçebilir miyiz? Ya da tüm bunlar umurumuzda değilse bile daha iyi bir tesettür gündemimize girebilir mi?</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-783" title="marihuana_abla" src="http://www.aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/12/marihuana_abla-196x300.jpg" alt="" width="196" height="300" /></p>
<p>Sizi boşuna yormayacağım, cevap: Hayır! Çünkü çarşaf dindarlar tarafından tam olarak kabullenilebilmiş bir şey değildir. Kötü bir örnek olmasına rağmen, CHP’nin o gerzek çarşaf açılımı bile, çarşaf üzerinde tesettür bağlamında bir tartışmayı tetikleyemedi. Bırakın Kemalistleri ve laikleri dindarlar, muhafazakarlar için bile çarşaf bir aşırılıktır. Başörtülüler, dindarlar bir yandan kendi tesettürleri için hak ararken, birçok platformda Kemalist zihniyetle çarpışırken öte yandan çarşafı aşırılık olarak görmeye devam edecekler, “o kadarına da gerek yok canım” diyecekler.</p>
<p>Hayrunnisa hanım, ilkokulda örtünmeyi aşırı bulmadı mı mesela? Devlet erkanının eşlerinden bir tanesi çarşaflı mı, sorusu bizi aynı kapıya götürür: çarşaf kabullenilmemiştir. Tabii bunu anlamanın kızlar için basit bir yöntemi var: Akşam eve gidince “anne ben çarşaf giymeye karar verdim” deyin ve izleyin kopan gürültüyü.</p>
<p><strong>Tesettürün yozlaşmasını  engellemek mümkün mü?</strong></p>
<p>Oysa çarşaf şuan tesettürün yozlaşmasına dair dert edindiğimiz şeylerden bizi kurtarır. Kapitalizmin suratına tükürdüğü gibi evden çıkarken ayna karşısında harcadığımız süreyi de oldukça kısaltır. Doğal bir haremlik selamlık halidir üstelik. Hangi başörtüyü hangi tuniğe, hangi ayakkabıyı hangi feraceye yakıştıracağımız zahmetinden ve çilesinden bizi kurtaran bu yobaz icat bir hanımın güzelliğini yabancı gözlerden en iyi saklayan (tabii hala böyle bir şeyin gerekliliğine inanıyorsanız) örtünme biçimidir. Dindar camianın hanım yazarlarının çoğu tesettür ve benzeri konularda her şeyi konuştukları halde, modernizmden kapitalizmden yozlaşmadan ve bunların zararlarından tonlarca laf ettikleri halde bir türlü çarşaftan bahis açamıyorlar. Allah İbrahim Tenekeci gibilere ilham vermese entelektüel dünyada “çarşaf” kelimesine neredeyse rastlamak mümkün olmayacak. (gyy burada arkadaşa katılmıyor, evet, çarşaftan bahseden azdır ama o kadar da az değil!)<img class="alignleft size-medium wp-image-784" title="girl_you__ll_be_a_woman_soon_by_kubbetamine" src="http://www.aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/12/girl_you__ll_be_a_woman_soon_by_kubbetamine-252x300.jpg" alt="" width="252" height="300" /></p>
<p><strong>Çarşafın siyasete ettikleri</strong></p>
<p>Burada, çarşaf kabullenilmemiştir, deyip bırakmak, iyi bir insaf örneği olur. Bunu sorgulamamız gerek, modern dindarlığın, narin, kırılgan, makyajlı suratının bunu kaldırmadığını anlamamız gerek.</p>
<p><strong>Supaneke okuyan başörtülü kız</strong></p>
<p>Müslümanlar üzerindeki modernizm baskısı o kadar kuvvetli ve tazyikli ki zaman zaman vurgun yiyoruz. Bu suratımıza gülümseme ve makyaj olarak yansıyor bazen, ılımlı ılımlı sırıtıyoruz. “hey dostum şekle şemale takılıp kalma” diyoruz, “bırak bu şekilci ayakları” diyoruz, bir fırt daha modernizm çekiyoruz, kafayı buluyoruz. Kafayı bulmuş çocuklar İhl Sözlük’te başörtüsü ile alakalı yüzlerce başlık açmışlar: hamburger yiyen başörtülü, nenesini öpen başörtülü, converce giyen başörtülü, süpaneke okuyan başörtülü, cart başörtülü, curt başörtülü… Onlara kızmamak gerek, sadece başörtülülerle ilgileniyorlar, bu bile iyi sayılır.</p>
<p>İslamdan koşarcasına kaçma çabasındaki muhafazakar camiada sanatın,  estetiğin hazla ve ancak sınıf atlama imkanı getirdiği müddetçe revaçta olduğu bir dönemde, Müslüman çocuklar artık kierkegaard, wittgenstein okumaya başlamışken, bir yandan da CRR’den konserleri takip edip caz ustalarının isimlerini ezberlemeye çalışırken, çarşaftan konu açmak kimsenin estetik zevkine uygun değil, biliyorum. Yeni yeni sanat galerilerini gezip ressamların tablolarını incelerken, sinemada Kieslowski, Tarantino, Dagur kari’den falan “işte estetik efendim” diye bahsederken çarşafı gündeme getirmek ayıp telakki edilir, elbette biliyorum.</p>
<p>Her neyse bir dahaki sefere çarşaflı kızlar neden okullarda okuyamıyor, onu konuşuruz. Bugün bu kadar yobazlık yeter. Zaten siz de oldukça kızmış görünüyorsunuz.</p>
<p><strong>Abdullah Kibritçi </strong>gericiliğe övgüde bulundu</p>
<p>Bu yazı ilk önce <a href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=5172" target="_blank">Dünya Bizim</a>&#8216;de yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2010/12/23/carsaf-karsiti-dindar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rotamız İsrail Yükümüz İnsanlık</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2010/05/13/rotamiz-israil-yukumuz-insanlik/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2010/05/13/rotamiz-israil-yukumuz-insanlik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 17:56:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaya Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[dünyabizim]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=578</guid>
		<description><![CDATA[Filistin&#8217;e yardım götürebilmek adına hepimiz seferber olmuştuk. Şimdi de İsrail’e insanlık yardımı götüreceğiz. Lütfen esirgemeyiniz, biraz insanlık, biraz edep&#8230; Yıllarca Filistin için sloganlar atıldı, gösteriler yapıldı. Az da olsa bazen gündemimize geldi, sonra bolca gözlerden uzak tutuldu. Uzun yıllar boyunca Türk hükümetleri Filistin’in haklı ve mazlum olduğunu bile iddia edemediler. Hatta Filistinlilere eziyet etmekten geri durmayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><strong>Filistin&#8217;e yardım götürebilmek adına hepimiz seferber olmuştuk. Şimdi de İsrail’e insanlık yardımı götüreceğiz. Lütfen esirgemeyiniz, biraz insanlık, biraz edep&#8230;</strong></p>
<p>Yıllarca Filistin için sloganlar atıldı, gösteriler yapıldı. Az da olsa bazen gündemimize geldi, sonra bolca gözlerden uzak tutuldu. Uzun yıllar boyunca Türk hükümetleri Filistin’in haklı ve mazlum olduğunu bile iddia edemediler. Hatta Filistinlilere eziyet etmekten geri durmayan politikalar izlendi.</p>
<p>Tüm bunlar olurken İsrail ile ilişkiler, elbette tıkırındaydı. Filistin’e güya ağabeylik yapan Mısır, çözüm sürecini tıkamaktan, tüm dünya Müslümanlarını kandırmaktan başka bir iş yapmadı. Diğer Arap ülkelerinin en iyi yapabildiği şey, Filistin’deki akrabalarına üç beş kuruş para göndermekten öte olmadı. Kimi zaman uzlaşma süreçleri oldu, kimi zaman ipler iyice gerildi. İsrail’in muhatap olabileceğini zannedenler her zaman yanıldılar. Uzlaşma çabaları sadece olacakları yavaşlatmaya yaramıştı çünkü. Birkaç yıl öncesine kadar yirmi yıl önce ne konuşuluyorsa hala aynı şeyler konuşuluyordu. Yıllarca yeni bir cümle bile kuramadık, yeni bir fikir bile üretemedik. Daha doğrusu ilgilenmedik. Ama şimdi işler değişti…</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-579" title="tank" src="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/05/tank.jpg" alt="" width="650" height="600" /></p>
<p><strong>Halk dış politikaya yön verdi</strong></p>
<p>Türk hükümetinin dış politikada izlediği strateji yeterli olmasa da meyvelerini verdi. Şöyle de denebilir: Türk halkının devinimleri dış politika kanadında az da olsa karşılık buldu. Türk halkı, yapısı gereği, hurafeleriyle, şiirleriyle, cemaatleriyle, teşkilatlarıyla zihni devamlı dinç tutulan bir toplum… Gazze bombalandığında, Arap ülkeleri o bilindik mıymıntı tavırlarını sürdürürken, Mısır’da eylem yapmak slogan atmak imkânsız hale gelirken, Çağlayan’da Filistin için toplanan milyon adet insanı izah etmek başka nasıl mümkün olabilir?</p>
<p><span id="more-578"></span></p>
<p><strong>Bu iş nereye gidecek ya da nereye gitmeli?</strong></p>
<p>Bilindiği gibi İHH ve birçok yardım kuruluşu birleşerek Gazze’ye bir insanı yardım konvoyu düzenlediler. Bu hem Filistinliler için bir ümit kaynağı oldu hem de Dünyaya bir şeyler yapılabileceğini göstermesi açısından değerli… Ayrıca İsrail’i de oldukça ürküttü. Şimdi ise, 8 gemilik bir filo ile yardım götürülüyor. Tonlarca yardım Allah’ın izniyle mağdur insanlara ulaşacak. Bunlar elbette ve kesinlikle güzel şeyler. Ancak bizim daha çok ilgimizi çeken Türkiye’de oluşan bilincin minik kıpırdanışları olan siyasi sonuçlar. İsrail ile Türk hükümeti ipleri tamamen kopartmadıysa da, belli anlaşmalar hala geçerli olsa da, zaman zaman yaşanan politik tepkiler ve çarpışmalar en azından ilerisi için ümit verici. Bu hem Türkler hem Arap halkları için böyle. Ancak daha fazlası olmalı! İşler, tavırlar ve tepkiler henüz normal bile olmuş değil.</p>
<p><strong>Asıl mesele daha gündeme gelmedi!</strong></p>
<p>Filistin’in mazlum ve mağdur olduğu kabul edilmiştir artık, evet. Ama İsrail’in başının ezilmesi gerektiği henüz dillendirilmemiştir. Filistin’in dost olduğu kabul edilmiştir artık, evet. Ama İsrail’in düşman olduğu henüz kabul edilmemiştir. Şimdiki süreç “Filistin sorunu” söyleminden “İsrail sorunu” söylemine geçiş sürecidir. Artık insan haklarından insanlıktan söz etmek tamamen gereksizdir. Çünkü dört yüz milyon yıldır Müslümanlar sevimlice, gülümseyerek, tırsarak, utanarak İsraillilere insanlıktan, insan haklarından, yaptıklarının ‘kaka’ bir şey olduğundan bahsediyorlar. Hatta daha ileri gidip filozoflardan alıntılar yapıp, kitaplardan anekdotlar getiriyorlar, İsrailli zavallıları ahlaklı ve erdemli olmaya çağırıyorlar, efendice… Hatta onları anlamaya çalışanlar bile var. Tüm bu yapılanların bizi nereye getirdiği belli! Tüm bu efendi mıymıntı ayakları bırakıp normal olmanın sonucu da belli! Davos’ta olanlar minik de olsa bunun bir örneği.</p>
<p><strong>Sizi şiddete çağırıyorum!</strong></p>
<p>Amerika nasıl muhatap olma şansını kaybetmişse tüm insanlığa karşı, İsrail de kaybetmiştir. Ancak düşman olarak muhatabımız olabilirler. İsmail Kılıçarslan’ın <em>Amerika sen busun</em>&#8216;undaki gibi muhatap olabilirler. Kafamıza silah dayayan bir insanla diyalog kurma çabamız onu eğlendirmekten öteye gitmez. Artık Müslümanlar İsrail’i eğlendirmeyi bırakıp şiddete başvurmalıdır. En azından gelinen sürecin tam burasında, Müslüman yazarlar, şairler, düşünürler bu minvalde ürünler vermelidir. Süreci artık böyle geliştirmeliyiz. Düşünceyi ve politikayı artık bu yolda tetiklemeliyiz. Zihinlerimiz İsrail’in yok edilmesi gerektiğine alışmalı. Filistinliler nasıl kardeşimiz olarak görülüyorsa, İsrailliler de düşmanımız olarak görülmeli ve bunun gereği yapılmalı. Bir zamanlar Türkiye’de dahi Filistinliler yaka paça yakalanıp keyfi olarak sorgulanıyordu, bu günlere geldik… Bu günleri iyi değerlendirip önce Türkiye’de ve sonrasında tüm dünyada İsrail’in var olduğu bir Orta Doğu’nun huzurlu olamayacağı anlatılmalı ve gelişecek süreç için tüm zihinler hazırlanmalı. Hiçbir eylem olmasa bile, sırf bu gidişat bile İsrail’i durdurmaya yetecektir.</p>
<p><strong>Lütfen Anadolulu bir babaanne olun!</strong></p>
<p>Söylediklerimi ütopya olarak görenler, hamasi bulanlar, Caf Caf’ın kapağına taşıdığı o karikatüre bir kere daha baksınlar. Hani bir ninenin Türk askerine “şu İsrail’e bir gitseniz de hadlerini bildirseniz” dediği… Bir Anadolu insanının, bir ninenin ve bir Türkün tepkisidir bu. Karikatür olduğuna bakmayın, gerçektir bu. Halkı dikkate alıyorsak, halkın refleksi böyledir. Filistin meselesi üzerine yapılan seminer ve konferanslarda yaşını başını almış insanlar konuşmacıya “daha çok nasıl insani yardım yapabiliriz” şeklinde sorular soruyorken, gençler ve çocuklar, büyüklere komik gelen cümlelerle mealen “İsrail’e askeri ve siyasi bir yaptırımı nasıl uygularız” gibi sorular soruyorlar. Ve sonucunda “aman bunlar da cahil çocuklar, bir şey bilmiyorlar” sırıtışlarına duçar oluyorlar. Lütfen bir şey bilmeyin, unutun o ezikliği, Anadolulu bir babaanne olun, lütfen…</p>
<p><strong>Durum yazıları şenliği</strong></p>
<p>Yıllarca durum yazıları yazıldı, ağabeyler konferans salonlarında son gelinen durumu anlatmaktan usanmadılar. Şöyle oldu, böyle oldu, şöyle olunca böyle oluyor, böyle olunca şöyle oluyor, tadında yüzlerce Filistin yazısı var. Kırıta kırıta ve sırıta sırıta İsrail’e “a aa, insan öldürmek ayıp kııız!” tadında cümleler kurdular. Sağlığımız bozuldu: kızıp öfkelenemiyoruz, küfür edemiyoruz. Düşünün ki, Gazze bombalanırken, öfkemizin önüne set çekmek isteyenler oldu. Türk medyasında “aay, yanakları pembeli, çok şeker ve masum Yahudiler de var, o kadar da şey yapmayın ayol” tadında cümleler kuruldu. Ömrü boyunca Yahudi görmemiş insanlara “antisemitizm yapmayın” denildi. Sanki topu tankı toplamışız da İsrail’e giriyormuşuz gibi, hala bir yerlerde masum Yahudilerin olduğunu bu kadar öfkelenmenin insanlığa sığmadığını söylediler. Artık daha da ileri gidiyoruz, bakalım şimdi ne diyecekler.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-580" title="İHH" src="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/05/14747.jpg" alt="" width="466" height="264" /></p>
<p><strong>Kâfirle savaşmayı becerebilen Müslüman!</strong></p>
<p>Arap ülkelerinin beceriksizlikleri ve Mısır hükümetinin tavrı neticesinde görülmüştür ki, bu işin çözüm yeri, yüzyıllardır olduğu gibi yine İstanbul’dur. Oyun kuran, oyun kurmayı bilen, kâfirle savaşan ve kâfirle savaşmayı bilen dedelere sahip bu toprakların şairleri, yazarları, düşünürleri bu oyunu yeniden kurgulamak zorundadırlar. Ve artık yeni bir süreç başlamıştır. Türk denince Filistinlileri ve Arap halklarını heyecanlandıran şey işte budur.</p>
<p>İHH gemileri yakında çıkıyor yola, gözünüz ve gönlünüz onlarla olsun.</p>
<p style="padding-left: 60px;">Bu yazım, ilk olarak, <a href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=3538" target="_blank">Dünya Bizim</a>&#8216;de yayımlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2010/05/13/rotamiz-israil-yukumuz-insanlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

