top-image

Günlük kategorisindeki tüm yazılar listelendi...

Cuma geceleri Marmara FM’de, Gece Yürüyüşü adlı programında gecenin bir vakti tutar ellerimizden, kıta kıta gezdirir İbrahim Paşalı bizi. Dünyanın her yerinden şarkılar çalar. Ümmü Gülsüm’ü onunla tanırız, Feyruz’u… Zaman zaman kitap okur, derdini dinleyici ile paylaşmaya, bir şeyler anlatmaya çalışır. İbrahim Paşalıdır. Zamane dervişidir. “Süleymaniye’nin karşısında, tarihin üstünde bağdaş kurup oturdum tespih çekiyorum: Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.” Diyen adamdır.

Ve her program sonunda Hüseyin Atlansoy’un İyi Günler İlerde Anneanne şiirini dinleriz İbrahim Paşalının o zihinleri diri tutan sesinden. Yazımıza konu olanda budur. Programı dinleyenleri mest eden ve internette bulunmayan bu ses kaydını ilk defa burada yayınlıyorum. Buyurun, dinleyin:

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

…yazının devamını okumak için tıklayın.

1. Titreşim: Konuşmadan önce titretmek, konuşmanın herhangi bir yerinde gereksiz titretmek, denemek için titretmek çok yanlıştır ve aptalcadır.

2. Sesli görüşme: Sesli görüşme olayını maksadının dışına çıkarak, ses denemeleri, şarkı söylemek ya da böğürmek gibi şeyler yanlıştır.

3. Similey: Zıplayan “ok” yazıları, el sallayan aptal kız karakteri, hareket eden göz, renkleri değişen “slm” yazıları gibi okunabilirliği etkilenen, standart simileylerin dışında simileyler kullanmak ve bunlardan hoşlanmak aynı şekilde yanlıştır, tiksinti vericidir ve bunları yapanların zekasından şüphe edilmelidir.

4. Avatar: “Ne bakıyon lan” yazısı gibi, “Beni google da arasan bulamazsın” gibi, “Şahsın karizmatik pozları yüzünden birçok kişi kalp krizi geçirdiğinden resim koyması yasaklanmıştır” gibi sevimsiz, bir o kadar da çocukça avatarlar kullanmak denyoluktur, embesilliktir, yanlıştır.

5. Görünen isim (görüntü adı): Genel görünen ileti bölümüne “Haydar, olm bittin sen” gibi, “Bugün Bakırköy’ün altını üstüne geçirdik, değil mi? Elif, Ayşe, Hande” gibi kimseyi ilgilendirmeyen iletiler yazmak densizlik; Live Plus’ın görüntü adını bold ve renkli yapma özelliğini kullanarak (plus kullanmayanları dikkate almadan) şekil yapmaya çalışmak acemiliktir.

Ayrıca görünen isimde similey kullanmak gereksiz, anlamsız karakterlerle yazmak gayet anlamsızdır, yapılmamalıdır.

6. Yazı: Cümleyi tamamlamaksızın kelime kelime yazmayı alışkanlık haline getirmek, yazı rengini devamlı değiştirmek dengesizliktir. Ayrıca selam vermeden konuşmaya başlamak ayıptır.

Gecenin bir yarısı, bir kaç saat uyuyup kalktım yine. Gerçi gözleri kapalı geçen o bir kaç saate uyumak denmez ama.. Kulağımda kulaklıklar, başımda bir ağrı; İbrahim Paşalı, Gece Yürüyüşü’nde yine..

Bu aralar baş ağrılarım sıklaştı iyice. Düşünüp düşünüp çıkara ulaştıramadığım sorunlarla birlikte.. Bir şeyler düşündükçe beynim, alttan ve üstten bir kıskaca tutturulup, ikisini de ters yöne çevirmek sureti ile kıvırmak gibi bir acıyla sızlıyor. Kafamın iç duvarları mikroplu tırnaklarla kazınmış gibi. Aklım bir şeylerin altında eziliyor. …yazının devamını okumak için tıklayın.

Bir yalnızlığın en zirve ve sivri yerinde açtım yine gözlerimi. Görmezden gelmiştim oysa, kaç zamandır kimsesizliğimi.
Sen olmasaydın yazmayacaktım yine, aklımda sen olmasaydın..

Uzun zaman oldu zihnimi sallayıp dökmeyeli, elime kalem almayalı. Uzun bir kaçışın sonrasında yine yazıyorum sana. Uzun bir kendimi umursamayışın hemen sonrasında.

Gizli bir aşk büyüttüm bu arada, kendimden ayrı kaldığım zamanda. Okuyacağım kitaplarım yarıda kaldı, işlerim yarıda kaldı, hayatım yarıda.. Rahatça özleyemedim bile seni. Rahatça ağlayamadım kendimden ayrılığın acısına. Rahatça da ölemeyeceğim galiba.

Sana şiirler yazamadım bu arada. Bu aralar bir cümle bile kuramadım hayata. Henüz bir cümle bile bulamadım beni tanımlayan, yakama yakışan.
Birde kendimi anlayamadım şu kalbimle çakışan..

Küçük bir sandalda yaşıyoruz, hırslarımızla, kavgalarımızla duygularımızla. Burada yaşıyoruz ailemizle, dostumuzla, düşmanımızla.
Sandalda daha iyi bir yer kapmaya çalıştıkça daha çok sallanıyoruz.
Ben buradayım, kardeşlerimde buranın hemen diğer ucunda.

Kimi hayatını yaşıyor, kimi daha iyi bir köşe arıyor, kimi sallanmaktan korkuyor. Kiminin hâkimiyet hayalleri var bu sandala, kimide tutunmaya çalışıyor.

Bazen bir feryat işitiyorum, ardından kahkahalar eşlik ediyor sallantılara. Bazen yanıma küçük bir çocuk oturuyor, elleri de üşümüş, umutları da. Sonra yerine büyükçe bir adam geliyor, küçük çocuk umutlarını emanet bırakıp bana buharlaşıyor ve kayboluyor bulutlarda. Oysa ben buradayım, sağ kalan kardeşlerimde hemen şurada.

Filistinli küçük bir çocuk görüyorum, yanımda ki adamın mermisine çarpmış, her tarafı kan.
Sulara yarı gömülü halde sandala tutunuyor. Gözleri birisini arıyor, ama bilmiyor; annesi biraz önce gitti.

…yazının devamını okumak için tıklayın.

Sayfa: 4« 1 2 3 4 5 »
bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi