top-image

Duyurular kategorisindeki tüm yazılar listelendi...

Aradan geçen dört yılın ardından, uzun süredir aklımda olmasına rağmen, ancak şimdi yeni bir tasarıma geçebildim. Evet, göründüğü gibi sitenin tasarımı değişti. En ufak detayına kadar, her şeyiyle içime sinene kadar, yaklaşık yirmi gün uğraştım. Buna değdi sanırım. Sade, güzel çalışan bir temadan editlediğim ve bu hale getirdiğim temaya Reng-i Ahenk adını verdim.

İnternette benim için en büyük sorun, yazıların okunabilirlik eksikliğidir. Zaten karmaşık bir âlemde, yazıların bu karmaşaya kurban gitmesine gönlüm razı gelmez. Çoğu kere bilgisayarıma indirip okurum yazıları, sakince, güzel bir vakitte… Bu tema üzerinde çalışırken de her şeyin karmaşadan uzak ve tertemiz olmasına özen gösterdim öncelikle. Hayat hızlıca akıp gidiyor, biraz yavaşlamalı, sakinleşmeli, dinginleşmeli. Yoksa tükenmek ve yok yere tükenmek kaçınılmaz…

Sitede müzik yayımlamak teknik nedenlerden dolayı sorun çıkartıyor zaman zaman. Eski şarkılar şuan çalışmıyor, aşırı yüklenmeden dolayı kapatmak zorunda kaldım. Ancak, şimdiye kadar yayımladığım tüm şarkıları toplayıp indirilebilecek bir şekilde yayımlayacağım. Yeni ekleyeceğim şarkılarda da inşallah sorun çıkmayacak.

Yenilik olarak, gezi yazıları yazmaya karar verdim. Onlar olacak. Bir de, üst menünün sonunda gördüğünüz yıldız (*) karakterli linkte toplanacak olan, kısa, minik yazılar olacak. O linkteki yazılar, ana sayfada görünmeyecek. Takip etmek isteyenler, yeni yazı olup olmadığını özellikle o linke tıklayarak görebilecekler. Fotoğraf albümüne ise gezip gördükçe fotolar eklemeye çalışacağım. Ve… Tüm bunlar olmadan ölürsem, kusura bakmayın. Hakkımda sayfasını da yeniledim ayrıca… Güzel gezmeler…

Sevgili Fatih Belediyesi ve sevgili Vakıflar Genel Müdürlüğü. Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf gözünüze girsin!

2006 sonralarında başlayan ve 2007’nin 12. ayında bitmesi gereken Yavuz Sultan Selim Camii Restorasyonu 2008 yılının 5. Ayı biterken hala bitirilmemiş durumda.

Bu gecikme, bu umursamama, bu takmama, bu acziyet, bu beceriksizlik Fatih halkını ve mekanı sevenleri mağdur etmektedir. İstanbul’un en güzel tepelerinden birine kurulu olan Yavuz Selim Camii ve eşsiz Haliç manzaralı bahçesiyle yaz kış her daim insanları bağrında ağırlayan bu mekân aylardır haksız olarak kapalıdır. Ve sanırım uzun bir süre daha kapalı kalacaktır. Çünkü altı ay önce bahçe nasılsa hala öyle: darmadağın. Çünkü altı ay önce iç avlu nasılsa hala öyle: yerdeki mermerler kırık dökük.

Bir buçuk senedir bahçeye birkaç tane aydınlatma lambası dikebilmişler sadece. İşte koca kurumların, işte her fırsatta “En iyi belediye seçildik” diye panolara reklamlarını taşıyan Fatih Belediyesinin yapabildiği en iyi şey: bir buçuk yılda birkaç direk dikmek. Bundan yıllar önce avludaki çeşme bakımsızlıktan yıkılıyordu, her yanı dökülüyordu. Defalarca gazetelerde haber olmasına rağmen uzun süre bir ilgilenen çıkmamıştı. Evet şimdi ilgilendiler sağ olsunlar, çeşmeyi onardılar birde ortaya direk diktiler. Haksızlık etmeyelim, camii iç duvarları elden geçmiş gözüküyor, karanlıkta pek seçemedim ama etrafa süslemeler falan da yapılmış. İki yıldır yapabildikleri bu. Ama bahçe darmadağın. Banklar sökülmüş durumda ve işin kötüsü terk edilmiş durumda. Hemen caminin yanında bulunan türbenin içindeki şantiyeye girdiğimde barakalardan çıkan cüzamlı görüntüsü veren ve homurdanarak konuşan yetkili olduğunu düşündüğüm bir zat, sorduğum sorulara cevap vermeye çalışıp olayı izah ederken ve içeri girdiğim için azarlamaya yeltenirken ağzından çıkan ve anlayabildiğim tek şey var: “ihale”. Homurtuyla konuştuğu için başka bir şey anlayamıyorum zaten.

Fatih Belediyesine telefonla ulaşmaya çalıştım, ulaşamadım. En az dört farklı yere mail atıp durumu bildirdim, cevap isteyip bu konu hakkında yazacağımı kendilerini ilettim. Hiç birinden cevap gelmedi. Şimdi hiçbir şey olmayacak. İstanbul’un en güzel ve en ferah mekânlarından biri uzun süre daha kapalı kalacak. Sonra Fatih Belediyesi bir Kültür Binası daha dikecek belki. Sonra panolara belediye başkanının yakışıklıca çekilmiş bir fotoğrafı asılacak, hemen yanında da “En iyi belediye seçildik” ile başlayan reklam kokan metinler ve yalaka gazete küpürleri yer alacak.

Fatih halkı ve yakın muhtarlıklar toplanıp imza toplamalı. İnşaatı biran önce bitirsinler ya da beceremiyorlarsa bırakıp gitsinler. Halk toplanıp evinden getirdiği kazma kürekle, yumurta akıyla, sulu boyayla, yumoşla, pudrayla, popolinle onlardan daha iyi iş çıkarır, daha iyi restore eder. Türkiyenin en iyi belediyesinin yapacağı bu kadar işte.

Biliyorum, cevap verme nezaketinde bulunurlarsa muhtemelen belediyenin yetkisinde olmadığını, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ilgilendiğini yahut o bitiş tarihinin aslında sadece minber ve mihrap restorasyonu ihalesi için geçerli olduğu, ayakkabılık için ayrı ihale, kapının kolu için ayrı ihale, camiye gelen hacı amcanın takkesi için ayrı ihale olacağını falan söylerler. Ya da ilgilenen kurum kalkar, işte ihale sonuçlanmadı, falan firmanın patronunun babaannesi hastaymış, yok efendim ihaleyi alan şirketin bürosunu su basmış, ilgilenen yetkilinin teyzesinin kızının düğünü varmış, asker arkadaşının göbeğinde çıban çıkmış gibi alakasız bir ton laf ederler. Türkiye’de işler bu şekilde yürür çünkü. Bana camimi geri verin, bana Haliç manzaramı geri verin, bana çeşmemi geri verin!

“İnsan en iyi gece düşünür
En iyi yürürken düşünür”

Gece Yürüyüşü
İbrahim Paşalı

İbrahim Paşalı Marmara FM’de yapmakta oldu Gece Yürüyüşü adlı programını bıraktı. Sitemiz takipçilerinden Selma Çınar’ın İbrahim Paşalı’ya ulaşıp bize ilettiği bilgilere göre, Marmara FM Paşalı’nın son bir veda programı yapma isteğini kabul etmemiş. Ne diyelim, üzüldük… Son sandalyeler toplanırken bir gece vakti öylece bakakaldık. Toplanıp gitmeye niyetimiz yok, toplanıp bekleyeceğiz.

Selma Çınar’ın bu konu hakkında duygularını aktarıyorum:

“Geceler hakkı için, binlerce geceler hakkı için yürüdük, düşünürken kafamızın topukları patlayıncaya kadar (tabanları su toplayıncaya kadar) yürüdük… Bazen beş adımlık bazen binlerce kilometrelik şarkılar dinledik… İyi ablalar… Sandalyeleri sabah beşlerde topladığımız oldu. Çayyaş üç beşimiz dışında sızanlarımız… Bir ara Paşalı konuşmaz küfretmez oldu. İyi abiler dinledik o sıra, hiç düşsüz düşünsüz kalmadık. Düşe kalka öğrendik düşünmeyi ve büyüdük. Yarım kalan cümleleriyle dahi olaylara o gözle bakmayan abisi gibi gören programdı Gece Yürüyüşü.

Ayda bir yapacağını söylediği ve fakat bayramdan bayrama yapmayı becerebildiği halk geceleri yok artık… On yıldır mikrofon ile hem hal olup telefon bağlamayı bilmeyen, ilk bir iki telefonu mutlaka karambole düşüren radyo programcısı İbrahim Paşalı yok artık. Konuk aldığında konuşacağı tutan kendisini konuk sanan laz adam yok…

Artık kendimizi bulacağımız, kendimizi kaybedeceğimiz bir radyo programı yok. Aynı şeyleri dinlemekle hemfikir olunamayacağını bizim hem fikir olmamızın nedeninin asıl aynı şeylere küfretmek olduğunu düşündüğümüz aynı şeylere küfrettiğimiz adam yok… Mektuplarımı onun çaldığı şarkılarla yazmaya başladığım sessiz çenebaz ukala (bence) laz adam cuma geceleri radyoda değil artık… Bütün yollardan vaz geçip kendisiyle gece yürüyüşüne çıktığımız ve bizi bazen hiç bilmediğimiz yerlere götüren gece yolumuzu kaybettiren ama elimizden tutup eve teslim etmeyi ihmal etmeyen gelmek istemeyenleri zorlamayan yaşlı adam radyomuzda yok… Ayak sesleriyle başlayan, tak… tak… tak… “iyi günler ilerde anneanne” diyen Paşalı yok artık… Paşalı yok artık…”

Marmara Fm’in son programını yapmasına müsaade etmeyişinden dolayı, ne kendisi ne de biz biliyorduk son cümlelerinin şunlar olacağını:

“Siz de bakın yıldızlara…
Belki hava güzel olacak…
Belki balık tutmaya gideceğiz…
Belki başka bir yere gideceğiz…
Herkese Allah rahatlık versin…”

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

İyi Günler İleride Anneanne

Burek adlı şarkıdan sonra Selamun aleyküm İstanbul diye başlayan konser, Dino Merlin’in en sevilen şarkıları ile saatlerce devam etti.

Bi ara eline Türkiye ve Bosna bayrağı almış olarak sahneye çıkan Dino tüm kalabalığı coşturdu. Konser bitimi, Dino Merlin ve gurubu veda için sahnede toplanırken seyirciler tarafından yoğun bir tezahüratla “Supermen” adlı şarkıyı yeniden okuması istendi. Yeniden aletlerin başına geçen gurup bu şarkıyı çaldı. Ancak bu olay, kalabalığın “Da te nije Alija” adlı şarkıyı da istemesi ile yeniden tekrarlandı.

Tam konser bitti artık dediğimiz anda tüm alanı “Sve je laz” sesleri kapladı. Bu şarkıyı da okuduktan sonra kalabalığın “bi daha-bi daha” ısrarı yetmedi, çünkü saat baya geç olmuştu (: Konser Dino Merlin’in “Sve je laz” adlı şarkısı ile sona ermiş oldu. Sıkı bir konserdi…

 

3 Haziran Pazar Harbiye Açıkhava Tiyatrosu Saat 20:30 (ücretsiz)

Balkanları etkileyen, Türkler tarafından iyi bilinen, Sarayova doğumlu şarkıcı Dino Merlin 3 Haziran Pazar günü İstanbul’da konser verecek…

Muhteşem bir konser olacağına inanıyorum. Bir aksilik olmazsa o konserde olacağım.

Supermen adlı şarkısı: 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Burek adlı şarkısı:        

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

İETT, İstanbullular için farklı noktalardan konser alanına ücretsiz otobüsler kaldıracakmış. Dino Merlin kimdir diye sorarsanız, yazıyı okumaya devam edin… …yazının devamını okumak için tıklayın.

bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi