<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alemin Renkleri &#187; Deneme</title>
	<atom:link href="http://www.aleminrenkleri.com/category/deneme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aleminrenkleri.com</link>
	<description>tasarım, edebiyat, grafik</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 15:14:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Romantik Ceset</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2008/04/16/romantik-ceset/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2008/04/16/romantik-ceset/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2008 13:46:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2008/04/16/romantik-ceset/</guid>
		<description><![CDATA[İşte bu gördüğünüz köprü ve üzerinde akan arabalar, bir damar ve damarda akan kan kadar sıradan akıyor, çalan kornaların kırılan bir kemik gibi ses verdiği akşamlarda martılar yüzünü kıbleye dönüp kanatlarını açarak dua ediyor, âminlerle birlikte bir küçük kuş kanatlarını yüzüne sürüyor ve göz kapaklarım kapanınca hasretle yanıp tutuşan kirpiklerim birbirleri ile musafaha ediyor. Geceler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">İşte bu gördüğünüz köprü ve üzerinde akan arabalar, bir damar ve damarda akan kan kadar sıradan akıyor, çalan kornaların kırılan bir kemik gibi ses verdiği akşamlarda martılar yüzünü kıbleye dönüp kanatlarını açarak dua ediyor, âminlerle birlikte bir küçük kuş kanatlarını yüzüne sürüyor ve göz kapaklarım kapanınca hasretle yanıp tutuşan kirpiklerim birbirleri ile musafaha ediyor.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Geceler boyu ceset topluyoruz, sabah olunca hiçbir şey olmamış gibi bizde bilet kuyruğuna giriyoruz. Geceler boyu âşık oluyor, pamuk şeker tadında cümleler kuruyor, çayın içinde kaybolan şekerin erimesine eşlik edip eriyor, acıyan yanlarımızı saklayarak damaklarda bir tat oluyoruz. Geceler boyu ceset topluyor, enkazın altında kutu kutu pense oynuyor, cesetlerden labirentler kurup yolu bulabilmesini umarak gülücüklerimizi bu labirentin içine salıyoruz. Hastalıklı gülücükler var suratımızda, gözyaşlarımızı damıtarak sunuyoruz konu komşuya, ağladığımız bilinmesin topladığımız cesetler görünmesin diye. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Sanki kırık bir misket yırtınarak dolaşıyor damarlarımda, sanki bir diken saplanmış damağıma, ben sustukça kırık misket hırçınlaşıyor, damağımdaki diken konuştukça batıyor. Saçını çekip durdurmak, silahımı çekip sıkmak istiyorum topuklarının bir karış yukarısına, ciğerlerime çekip boğulmaktansa izmarit gibi bileğime basıp söndürmek istiyorum acıların fiyakasını. Her seferinde sobeliyor hüzün, önünü arkasını ve saklanmayanı…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Kurduğum cümlelerin susamı eksik, gecelerimin uykusu ve gözlerinin buğusu eksik, hayatımın “sen”i, adıma yazılan şiirlerin “ben”i eksik. Dikenlerin gülleri, gülenlerin hüzünleri, ölenlerin öcüleri, selam verenlerin geceleri eksik. Konuşanların sözleri, susanların sessizliği, dostların gücü eksik. Gündüzler geceye kalb oluyor, bulutlar delik deşik. <o:p></o:p></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2008/04/16/romantik-ceset/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehir Karanlık Kusuyor</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2008/03/06/sehir-karanlik-kusuyor/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2008/03/06/sehir-karanlik-kusuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2008 13:41:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2008/03/06/sehir-karanlik-kusuyor/</guid>
		<description><![CDATA[Sana en çok ihtiyacım olduğu bir zamanda, omuzlarıma yaslanan sıcak bir cümle kur bana. Bir şeyler söyle bana, söyle ki dilimin düğümleri çözülsün. Sen başlarsan bir şarkıya mırıldanarak, eşlik ederim sana avazım çıktığınca bağırarak. Sen anlatmaya başlayınca başından geçenleri, konuşur ikna ederim yıldızları, artık hep gelirler uyuyakalmazlar geceleri. Bir kelime ol, bir fısıltı ol, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sana en çok ihtiyacım olduğu bir zamanda, omuzlarıma yaslanan sıcak bir cümle kur bana. Bir şeyler söyle bana, söyle ki dilimin düğümleri çözülsün. Sen başlarsan bir şarkıya mırıldanarak, eşlik ederim sana avazım çıktığınca bağırarak. Sen anlatmaya başlayınca başından geçenleri, konuşur ikna ederim yıldızları, artık hep gelirler uyuyakalmazlar geceleri. Bir kelime ol, bir fısıltı ol, bir tını kılığında sokul yanı başıma, tut elimden şekil ver aldırmaz asi akışıma. Sıkı bir cümle olup dökül suskunluktan kanayan dudağıma.</p>
<p>Sen bir harf söyle ben destan yazayım. Sen ses ver, ben uçup yamaçlara vurayım kendimi, akis olup yankılanayım. Yeter ki bir çizik at, oluk oluk kanayayım. Bir tespihe dizil, bir yaprak düşerken üzül ve ben bıkmadan anlatayım. Boş yanlarımı doldurmam için bir sözcük ver bana, seninle dolup seninle taşayım. Kef’ler çiz, kaf’lar yaz alnıma Kaf dağını aşayım, dönerken kır çiçekleri toplarım sana. Dönerken dünya, omuzlarıma yaslanan sıcak bir cümle kur bana…</p>
<p>- II –</p>
<p>Gecelerde yürüyen benim. Tanıdık bir yüz görebilme ihtimalinin olmadığı kadar gecede. Meyhanelerin ve işkembecilerin en işlek olduğu saatlerde, sarhoşların adımladığı kaldırımlar henüz kafayı bulmamışken ve taksi şoförleri muhabbet ederken yürüyen benim.</p>
<p>Nadir de olsa bazı evlerin ışıkları hala yanıyor. Renkli parıltıların olduğu evlerde televizyon izleniyorken sessiz karanlık odalarda birileri rüya izliyor. Kimsenin rüyası rahatsız olmasın diye insanlar geceleri susuyor. Her gece şehir karanlık kusuyor. Gecede yürüyen benim, seni arıyorum. Bir ses bekliyorum.</p>
<p>Her şeyin uzağındayım, adımı defterine yazan kızların, gülümseyen insanların ve yıldızların. Gecenin karanlığını alıyorum üstüme yorgan niyetine, kelimeleri kurban ediyorum bu aşkın diyetine…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2008/03/06/sehir-karanlik-kusuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşktır Bahse Konu Olan</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/14/asktir-bahse-konu-olan/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/14/asktir-bahse-konu-olan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jan 2008 18:27:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2008/01/14/asktir-bahse-konu-olan/</guid>
		<description><![CDATA[Nefesin sese karıştığı anda ürküp gökyüzüne pırlayan utangaç ve yaralı bir kuştur aşk. Bir elif miktarı bir dudak ölçeği bir okyanus derinliğinde nameleri fısıldayıp kulağıma, aldırmadan kimsesiz yanıma ve bakmadan kurumuş dudağıma, sessiz bir orkestra eşliğinde alabildiğince susan, karşısında çıldırasıya susulandır aşk. Söyleyeni kayıp bir ağıt, cümlelerdeki sükût, bir adım daha atmayan bir mamuttur aşk. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://aleminrenkleri.com/grafik/asktir.jpg" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Nefesin sese karıştığı anda ürküp gökyüzüne pırlayan utangaç ve yaralı bir kuştur aşk. Bir elif miktarı bir dudak ölçeği bir okyanus derinliğinde nameleri fısıldayıp kulağıma, aldırmadan kimsesiz yanıma ve bakmadan kurumuş dudağıma, sessiz bir orkestra eşliğinde alabildiğince susan, karşısında çıldırasıya susulandır aşk. Söyleyeni kayıp bir ağıt, cümlelerdeki sükût, bir adım daha atmayan bir mamuttur aşk. Kirpik kadar eğreti ve bir o kadar da dik başlıdır, ölümüne savaşçıdır…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Bineği hayaller olur yarenin hülyalar gezer, mutluluklar toplar eteğine rüyalardan, vuslatlar inşa eder dualardan. Yakar perdeleri en süslü yerinden, mesafelerden çalar, tutar zamanın elinden; nereden kopacaksa ve ne olacaksa olsun diye hemen. <span> </span>Ahenkli bir söyleyişle şarkılar mırıldanır sonra, ardında rüyalardan çaldığı hayaller, ceplerinde kimsesiz mektuplar ve şiirler… Sıkar avuçlarını uyumaya başlayınca, rüya arşivinden bir tutam mutluluk aşırır. Bitkin adımlarla giderken mırıldanır hüzne bulanmış dizeleri, üstelik yara beredir her yeri. İşte bu benim sesim onun nefesi, aşk kimsenin değildir kimsesi…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Uzun menzilli bir buse hediyem olsun diye dalından koparılmış bir güle, şekil veriyorum hecelere ve kınalardan güller çiziyorum eline, her zaman gül diye. Sudan bahanelerle yağıyorum şehrine, adımı sessizlik koyuyorum her gece. Köpüklü gökyüzünün altında, yere düşen susam kadar kutsal bir çiğ olup düşüyorum dudaklarına. Şarkılar beni çalıyor, kimsesiz hüzünler beni arıyor, gözlerin kapanıyor üstüme, bir tek kuşlar inanıyor sözüme. Kanatan sözcüklerin ehilleştirilmesi sadece bana kalmış gibi, aşkın alfabesinde sessiz harfler arıyorum. Susuyorum…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Beni bulamayan sadece sen değilsin. Radyo frekanslarında arıyorum kendimi. Cızırtılı düşüncelerle yan yana adımlarken zamanı, yağmur şehrin mazgallarına bırakıyor beni. Kaldırılan hiçbir taşın altında ben yokum, boğulasıya kısıyorum sesimi. Kimsesiz hüzünler beni arıyor. Beni bulamayan sadece ben değilim…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Utangaç aşklar göz kırpıyor, pervazsızca saçlarını savuran cümlelerimin yüzü kızarıyor. Her köşe başında bir umut doğuyor sonra, renkten renge bürünüp gözlerimde boğulan aşkların inadına. Yinede kimselere fark ettirmeden sessizce yağıyorum şehrine, sen gül diye. Yinede… Her neyse, kırılan aşklara aldırmadan gidiyorum işte…<o:p></o:p></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/14/asktir-bahse-konu-olan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnecek Var!</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/07/inecek-var/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/07/inecek-var/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2008 17:21:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2008/01/07/inecek-var/</guid>
		<description><![CDATA[Terk edilenlerin tutarsızlığı var hallerinde. Terk edilenlerin çıkmazları var düşüncelerinde. Asi duruşların, başka oluşların, zoraki umursamayışların sebebi bu aslında. İstediğini alamayan çocukların yere yatıp debelenmelerinden, inadına elbiselerini kirletişlerinden farkı olmayan bir asiliğin dumanı tütüyor gözlerinde. Üstünü kirleten çocuk, hırsından dolayı, kirlenmişliğinin bedelinin ne olacağını nasıl düşünemiyorsa öyle işte. Filmlerden, dizilerden fırlamış karakterlerin suratına yakışmayan yapmacık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Terk edilenlerin tutarsızlığı var hallerinde. Terk edilenlerin çıkmazları var düşüncelerinde. Asi duruşların, başka oluşların, zoraki umursamayışların sebebi bu aslında. İstediğini alamayan çocukların yere yatıp debelenmelerinden, inadına elbiselerini kirletişlerinden farkı olmayan bir asiliğin dumanı tütüyor gözlerinde. Üstünü kirleten çocuk, hırsından dolayı, kirlenmişliğinin bedelinin ne olacağını nasıl düşünemiyorsa öyle işte. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Filmlerden, dizilerden fırlamış karakterlerin suratına yakışmayan yapmacık mimiklerinin, havalı kızların aşağılayıcı bakışlarının, senin olmayan şeylerin çömezliği var üzerinde. Paylaşılmayan, avuçlarına bırakılıp kaçılmış bir acıyı pis sırıtışlarla örtmeye çalışmanın, intikam adına mutlu taklidi yapmanın mutsuz tablosu var. Bir başıboşluk var adımlarında, adımlarının ardında hesap sorma düşüncesi, yürüdüğün yolların çamurları var paçalarında. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Bırakıp kaçtıklarında, elinden tutan olmadığında adımlayacaksan çamurlu yolları, önceden gidenlerin kırılmış topuklarını görmelisin en azından. Taze umutların tükenişlerini görmelisin en azından. Yol kenarında duran, soğuktan elleri donan o bedenlerin hikayelerini görebilmelisin çamurlu paçalarına baktığında. Adının önünden dost ibaresi kalktığında, listelerden silindiğinde ismin, gideceksen eğer O’na git. Gideceksen eğer…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Kirli sokakların kaldırımında arama haysiyetini. Lüks arabaların koltukları kurtaramaz onurunu, tatmin edemez seni kahrolan gözler. Kibirli ve umursamaz her adımın batışın olur karanlığa, bataklığın lanet çekiciliği sarar ruhunu. Yalandan, ucuzdan tatlar kurtaramaz seni, kaçıramazsın kendini. Sahte gülümsemeler, şakacıktan mutlu olmalar, boktan aşklar, şerefsiz bakışlar arasında kaybolur değerli olan ne varsa. Sana dair olanları ucuz aşklara sattıkça, kaybediyoruz seni. Mutluluktan gözlerin parladıkça, göz bebeklerinin içinde feryat eden o çaresiz masum çocuğun sesi kısılıyor. Mutluluktan parladıkça gözlerin, adımlarına dikkat kesiliyoruz, yalan söylediğini anlamamak için. Mutluluktan gözlerin parladıkça, mutsuzluktan ölecek gibi duruyorsun. Ve şuh bakışlı kızlardan çaldığın gülümseme yapışınca suratına, ceset gibi oluyorsun. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">-<span>  </span>Her şey bu kadar kötü mü yani?<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- Bilmiyorum, bundan sonra kimse için acı çekmek, geceler boyu küfürler savurmak istemiyorum.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- Bunların hepsi bana mı şimdi?<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- Ah, onu da bilmiyorum. Şimdilik hepsini al, eski dostlarınla paylaşırsın.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- Çok acımasızsın biliyorsun dimi?<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- Bu yüzden senin gibiler beni sevmezler.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- Bunları hak edecek bir şey yapmadım ben.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- Umarım öyledir.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- Orada mısın hala?<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">- ……..<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%"><em>(seni ikna edecek bir kelime yok lügatımda)</em><o:p></o:p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/07/inecek-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitaplar ve Ben</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/05/kitaplar-ve-ben/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/05/kitaplar-ve-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 09:53:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2008/01/05/kitaplar-ve-ben/</guid>
		<description><![CDATA[Cümlelerim biriktikçe, her zaman olduğu gibi içim acıyor yine. Bir müziğin ritmine kapılıp gittiğim anlar, patlama noktasına kadar kalemden uzak durduğum zamanlara denk gelir hep. Yeterince cümle biriktiremediysem, yeterince anlamsız bir acıya sahip değilsem, iş-güç dediğim şeyler ajandamı gün geçtikçe kabartmaya devam eden verilere dönüşüyorsa, durup dururken ağlayacak kıvamda değilsem, bir şeyleri özlemiyorsam, herhangi bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://aleminrenkleri.com/grafik/kitaplarveben.jpg" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Cümlelerim biriktikçe, her zaman olduğu gibi içim acıyor yine. Bir müziğin ritmine kapılıp gittiğim anlar, patlama noktasına kadar kalemden uzak durduğum zamanlara denk gelir hep. Yeterince cümle biriktiremediysem, yeterince anlamsız bir acıya sahip değilsem, iş-güç dediğim şeyler ajandamı gün geçtikçe kabartmaya devam eden verilere dönüşüyorsa, durup dururken ağlayacak kıvamda değilsem, bir şeyleri özlemiyorsam, herhangi bir tınıda kendimi kaybedip tınının derinlerine inerek hülyadan hülyaya seken bir halim yoksa, hayatımda bir şeyler eksiktir muhtemelen. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Daha önceleri de karşılaştığım bu kısır durumun sebebi elbette kitaplardan uzak kalmaktı. Kitaplardı hayal dünyama yeni karakterler kazandıran. Kitaplardı uzun gecelerde hikayeler, şiirler yazmama sebep olan. Kitaplardı eski şarkıları yeniden hatırlatan, eski bir akşamdan kalan hatıraları yeniden canlandıran. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Kitaplar hayatımda büyük bir yere sahiptirler. Kitaplara zarif ve nazik davranılması gerektiğini düşünürüm. Bazı kitaplarımın her an lazım olabilir düşüncesiyle kütüphanemden hiç ayrılmaması gerektiğine inanıyorum. Aldığım kitabın ilk sayfasına aldığım tarihi ve nereden aldığımı mutlaka yazarım. Hiç yazarı tarafından imzalanmış bir kitaba sahip değilim belki ama bunu önemsediğim de söylenemez. Ancak kitapları ve yazarları sevmeme rağmen imzalı bir kitaba sahip olamadım işte. Küçükken kitap almak için Fatih Camii yakınlarındaki Mektup Dergisi Yayınlarına uğrardım. Özellikle kitap almak için gitmiyordum. Genelde geçerken dayanamayıp uğruyor, sonra dayanamayıp birkaç kitap alıyordum. Hatta Beyazıt’a ayakkabı almak için gidip Sahaflardan geçerken ne olduğunu anlamadan ayakkabı yerine kitap alıp geri döndüğümü, kitabı okumaya yoldayken başladığımı, onca biriktirdiğim ayakkabı parasını bir çırpıda kitaba yatırdığımı bile hatırlıyorum. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Mektup Dergisi Yayınları’na uğradığımı anlatıyordum. Küçüktüm, kitap okumayı seviyordum. Ve Mektup Dergisi Yayınları’nı keşfetmiştim, çünkü oradan istediğim kitabı daha ucuza alabiliyordum. Bir keresinde kitaplara göz atarken bir abla nasıl bir kitap aradığımı sordu. Sanırım bir cevap verememiştim. Sadece okumadığım, kapağı güzel bir kitap arıyordum. Zaten rafları dolduran kitapların çoğu Emine Şenlikoğlu’na aitti. O zamanlar Nesillerin Öyküsü, yine o seriden Küçük Kız adlı kitap çocuklar arasında bayağı meşhurdu. Sanırım serinin devamının basılıp basılmadığını merak ediyordum. O abla bana emir verircesine hangi kitapları okumam gerektiğini, hangilerinin bana göre olduğunu anlatıyor bu arada ne yapıp ne ettiğim hakkında sorular soruyordu. Muhtemelen 11-12 yaşlarında, hafızlık yapmaya başlamış yahut niyetlenmiş bir konumum vardı. Bana okul ile ilgili birkaç nasihat verdikten sonra kendisini tanıyıp tanımadığımı sordu. Hatırımda kaldığı kadarı ile iri yarı ve mavi çarşaflı biriydi. Tanımıyordum. Sonra kendini tanıttı: Ben Emine Şenlikoğlu.<br />
Alacağım kitapları aldım ve gittim. İmzalatmak aklıma bile gelmemişti. Zaten o ablada böyle bir teklifte bulunmamıştı. Bilmiyorum belki ayıp olmuştu. Yazarının yanında kitap satın alınırda imzalatılmaz mıydı. Evet evet, kesinlikle ayıptı…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Hevesim sadece kitap okumak değildi. Ne olursa olsun okumaktı. Gazete okumak, elime geçen her türlü dergiyi okumak, takvim yapraklarının arkasını okumak… Hatta bazen bu iş çileye dönüşürdü. Çünkü arkadaşlarla sakız aldığımız zaman ilk önce kendi sakızımdan çıkan fıkra, mani her neyse onu okur, sonra arkadaşlarımın sakız kağıtlarını okumak isterdim. İlk başlarda buna sessiz kalan arkadaşlarım okumama izin vermişler,<span>  </span>daha sonraları sakız kağıtlarını okuma hususunda aşırı isteğimden maraz çıkarıp sakız kağıtlarını vermeyerek bana işkence(!) yapmışlar eziyet etmişler, bir sakız kağıdı yüzünden kendilerini kovalatmışlar bana ayıp etmişlerdi. Çikolata ambalajlarında bulunan küçücük yazıları okumayı da seviyordum. Gerçi ona pek karışan yoktu.</span></strong><span id="more-202"></span><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%"> <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Akşamları kitap okumam istenmiyordu. Çünkü babama göre akşam vakti kitap okumak gözü bozardı. (Bu arada babama göre çilek böbrek taşı yapar ve yine babama göre eğer sigarayı bırakırsa hemen hasta olacaktır) Gözüm bozulmasın diye akşamları kitap okumamı istemeyen babam aynı şekilde kâğıt ve kalemleri israf ediyorum düşüncesiyle resim, karikatür çizmemi istemezdi. Ben ise yorganın altında el feneri ile kitap okumak gibi yöntemler geliştirerek her türlü yolumu buluyor bir şekilde kitap okuyordum. Babam gözümün bozulacağını düşünüyor, ben ise doktor bana gözlük versin diye annemin gözlüklerini takıyor gözlerimi bozmaya çalışıyordum. Çünkü gözlük takmak çok hoşuma gidiyordu. Defalarda doktora gittiğimiz halde bana hiç gözlük yazmadı, gözlerim hep sağlam çıkıyordu. Yani hiç gözlüğüm olmadı. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Evde bir televizyonumuz yoktu, bu benim kitaplarla olan dostluğumu daha çok pekiştiriyor, kalemle daha çok zaman geçirerek kaleme hakimiyetimi artırıyordu. İlkokulda henüz yazmaya başlamamıştım ama iyi çiziyordum. Resim derslerinde öğretmeni şaşırtıyor, bundan mutlu oluyordum. Ancak arkadaşlarım resimleri evde anneme ya da babama yaptırıp okulda hava attığımı düşünüyor bana sahtekar gözüyle bakıyorlardı. Neler yapabildiğimi onlara ispatlamıyordum. Genelde sessiz kalıyordum. İnsanlar tarafından salak zannedilmek benim için büyük bir eğlenceydi. Bu yaşıma geldiğim halde bu duygu benden hiç gitmedi ve bunun nedenini hala anlayamadım. Salak, işe yaramaz, sümsük, aptal sanılmak bana garip bir haz veriyor her zaman. Çizdiğim karikatürlerin bana ait olmadığını düşünen arkadaşlarımla içten içe makara geçiyordum, çünkü evdeki yağlı boya tablo çalışmalarımı daha görmemişlerdi bile.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Okumayı ne kadar seviyorsam matematikten o kadar nefret ediyordum. Gerçi bu nefret daha sonraları gelişmiş olabilir, ama yine de sevmiyordum diyebilirim. İlkokulda ezberlemediğim çarpım tablosunu bugün hala bilmiyorum. Okulu sevmiyordum. Ama öğretmenim okumanın ne kadar büyük bir şey olduğunu anlatmaktan bıkmıyor, eski öğrencilerinden örnekler vererek, okumayıp başka işlere yönelen öğrencilerinin pişmanlıklarından söz ediyordu. Liseyi okumalı, üniversiteyi okumalı…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%"><span> </span>Kitapları seviyordum, hikayeleri seviyordum, harfleri, çizgileri… Hepsini seviyordum ancak yine de okulu sevemiyordum. Üç kişilik sıralarda iki kızın arasında oturuyordum. Teneffüslerde bazen diğer çocuklar gibi koşup oynuyor, bazen köşeye çekilip yıllar sonra o anı nasıl hatırlayacağımı düşünüyor, o anı unutmamak yıllar sonra hatırlamak için bir ağaca ya da bir nesneye dikkatlice bakıyor, daha sonradan görüp tanıyacak şeyler arıyordum. Hayatımda bıraktığım böyle çok nokta var. Bunu küçükken geliştirmiştim, unutmamam gereken sıkı hatıralar biriktirebiliyordum böylece. Ne kadar işe yaradığını ölçmedim açıkçası, çok da önemli değil… <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">İlkokul öğrencisi olduğumuz halde bile kendi ideolojilerini damarlarımıza damla damla zerk eden bir öğretmenimiz vardı. Bize karşı iyi davranırdı ve aslında iyi birisiydi. Ama cahilane örnekleri, bilinçsiz yargıları beni o küçük yaşımda bile güldürüyordu. Gerçi ayağa kalkıp tek bir kelime dahi etmişliğim yoktur. Ama içten içe karşıt görüşler üretiyor, hayalimde öğretmeni nakavt ediyordum. Sanırım dördüncü sınıftaydık. Genel temizlikten, çevre temizliğinden bahsediyordu bir derste. Mesele yerlere tükürme konusuna gelince aynen şunları demişti: “Mesela camiden çıkan yaşlı amcaları görürsünüz, yerlere tükürürler, garip sesler çıkararak hemde, genelde hep onlar yapar bunu”.<br />
Aynı şekilde öğretmenimize göre Osmanlı diktatörlükle yönetiliyor, kral denilen bir adam istediğini kesiyor, katliamlar yapıyor, hırsızlık yapanın kolu bacağı kesiliyor, kadınlar evlere hapsediliyordu. Bilirsiniz işte hikâyeyi. Bunları anlatırken gözleri parlıyor, sınıfı yiyecekmiş gibi bakıyor, çocukların tırmış ve sinmiş halinden şeytani hazlar alıyordu. Ben daha sonraları şunu merak etmeye başladım. Öğretmenimizin verdiği bu “camiden çıkanların hep yerlere tükürdüğü” şeklindeki örnek benimle beraber sınıfta bulunan diğer çocukların hayatında nasıl bir etki yapmıştı. Onlar bu konuda ne düşünüyordu, yoksa hepsi öğretmene inanıp camiden nefret mi etmişti. O çocukları bulup şimdi bunu sorsam kim hatırlayacak ki. Öğretmen bu örneği verdiği zaman ben şok olmuş, içimden “yuh be kadın, bu kadar ince ayarlı küfrü nasıl ürettin, bunların hepsi körpe zihinli çocuklar, neden camideki dedesinden nefret ettiriyorsun ki” gibi cümleler kurmuş, ama bunları sesli olarak dile getirememiştim. Anlayacağınız öğretmenimi sevmekle sevmemek arasında kararsız kalmış bir durumdaydım. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Sınıf kitaplığından bolca kitap alıyor ve okuyordum. Ne kadar olduğunu bile hatırlamıyorum. Ancak öğretmenin okuduğumuz kitapların özetini çıkarttırması, böylece gerçekten okuyup okumadığımızı anlayacak olduğunu sanması canımı sıkıyordu. Çünkü özet denilen şey hiç okumadan, kitabın başından, ortasından ve sonundan biraz metin alınarak yapılacak kadar basit bir şeydi (çoğu zaman kendi bile denetlemezdi ödevleri). Bunu yapan çocuklar vardı ve öğretmen bunu yiyordu. Bana ise bundan daha sıkıcı gelen şey, milletin yazdığı hikayeden özet çıkarmamızın saçmalığıydı. İnanın bana o özetler hiçbir işe yaramadı. Bir de Türkçe dersinde bir okuma parçası olur bunun ana fikrini çıkarma işi bize düşerdi. Okuyup anlamakla yetinmek olmazdı elbette, öğretmen soracaktı sınıf teker teker ana fikri anladığı kadarıyla anlatacaktı. Hoş bir şey değildi açıkçası. Şimdilerde canım ana fikri olmayan yazılar yazmak istiyor…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Hayatımın birçok yerinde kitaplarla ilgili hatıralar vardır. Kitaplar bende her zaman özel bir yeri vardır. Bir kitabın hediye olarak elime ulaşması beni çok sevindirdiği halde, bu hayatımda nadiren olmuş bir şeydir, belki birkaç defa. Çok defa kitap hediye ettiğimi ve bundan dolayı mutlu olduğumu söylesem ayıp olmaz herhalde.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Yolculuk yaparken kitap okuma konusunda her zaman yanılıyordum. Uzun seyahatlerde yanıma aldığım kitapları okumak mümkün olmuyordu. Çünkü otobüste dışarıyı seyretmek kaçırılmaması gereken lezzetlerden biriydi. Üstelik arabanın içinde başını eğip kitaba odaklanmak baş döndürücü bir şeydi. Sonraları tatile çıkarken yanıma kitap almaktan vaz geçmeye başladım. Bu arada annem hastayken kitap okumamı istemiyordu, çünkü beynimin yorulacağını, okuduğum kitabın içeriğine göre canımın sıkılacağını falan düşünüyordu herhalde. Gerçi ondokuzlu yaşlarda stres ve sıkıntı ile birlikte gelen mide ağrıları kafam ne kadar yorulursa o kadar artıyordu. Annem haklı olabilirdi…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Küçük çocuklara sorarlar ya hani: “Büyüyünce ne olacaksın” diye. Bana hiç bunu soran olmadı herhalde. Yinede küçükken yazar olmak istediğimi hatırlıyor ancak kitaplar içinde rahat edebileceğimi düşündüğümü biliyorum. Her ne kadar yazar olmak istediysem de bu ihtimalin bana uzak olduğunu düşünüyordum. Daha doğrusu gözümde çok büyütüyordum. İlk yazma eylemim iş olsun diye yazdığım bir şiirdi. Daha sonra uzun cümle kurma denemeleri yapmaya başlamıştım. Birkaç kitaba özenip roman yazmaya başladığım bile oldu. Birkaç sayfa sonra dönüp tekrar okuduğumda ortaya çıkan şey sadece saçmalıktı, bıraktım ve zaten de bırakmalıydım. Birkaç hikaye denemesi de yarıda kalınca günlüğüme geri dönmüştüm. İronik şeyler yazıyor, kafama takılan kavramlarla dalga geçiyor, aklım sıra komiklik yapıyordum. Sadece eğlenmek amacıyla yazdığım bu şeyler bana yeterince keyif veriyordu. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Sonraları kısa bir boşluk yaşadığımı anımsıyorum. Bu kısa zamanda aşk, ölüm, zaman, mekan ve insan hakkında düşüncelerim iyice yoğunlaşmıştı. Bu kavramlar daha sonraları şiirlerimde bolca işlenecekti tabi ki. Yazarken nerede durduğumu, hangi seviyede şeyler ürettiğimi bilmiyordum (hala bilmiyorum), sadece derdimi yeterince iyi anlatmak istiyordum. Hatta yeterinden daha iyi anlatmak…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Kitaplardan notlar almak gibi bir alışkanlığım olmasa bile ara sıra not aldığım oluyor. Ve kitapları sevmeme rağmen bazı sebeplerden dolayı kitaplardan uzak kalabiliyorum. Şunu da söylemeliyim ki: Ne kadar iyi anlatmaya çalışsa da insan, anlamayacak olanın anlamayacağını da öğrenmiş bulunmaktayım. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%"><o:p> </o:p></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2008/01/05/kitaplar-ve-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zarfsız Mektup</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2007/09/14/zarfsiz-mektup/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2007/09/14/zarfsiz-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Sep 2007 11:36:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2007/09/14/zarfsiz-mektup/</guid>
		<description><![CDATA[Birçok şey yazdım sen yokken. Hep senden bir şeyler kattım kimselere fark ettirmeden. Okunası şiirlerim oldu, gülünesi olaylar… Akşamlar tükettim sigara içer gibi. Nice sabahlar güneşle birlikte günün kıyısına vurdum, hep bir şeyler söyledim, seni bekledim durdum. Biliyorum biliyorsun, olsun ben yine anlatıyorum. Birçok sızı tattım sen yokken. Gergefinden geçtim kalabalık düşüncelerin. Sıkıntısından terledim, aklımı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://aleminrenkleri.com/grafik/mektup.jpg" height="188" width="570" /></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Birçok şey yazdım sen yokken. Hep senden bir şeyler kattım kimselere fark ettirmeden. Okunası şiirlerim oldu, gülünesi olaylar… Akşamlar tükettim sigara içer gibi. Nice sabahlar güneşle birlikte günün kıyısına vurdum, hep bir şeyler söyledim, seni bekledim durdum. Biliyorum biliyorsun, olsun ben yine anlatıyorum. <span> </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Birçok sızı tattım sen yokken. Gergefinden geçtim kalabalık düşüncelerin. Sıkıntısından terledim, aklımı kurcalayan garip fikirlerin. Doğru ya da yanlışın seçimi zorladı aklımı, kâğıt kalem eşliğinde sabahlara karşı çok uyukladım. Doğru yerde durmadığımı anladım ama başka yerde de duramadım. Yanaklarımı ıslatmadan sessizce ağladım. Hangi kitabın ağır fikirleriydi aklıma sinen, hangi düşüncenin kalıntılarıydı beni bu hale getiren bir türlü bilemedim. Bulmaca çözer gibiydi hayatım, doğrudur bazı kutulara yanlış şeyler yazdığım. Tutmadı mayası, olmadı, durmadı, durulmadı kalbim kahrolası!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Bir şeylerin özlemi acıttı beni. Özlediğim şeyleri teptim sonra… Bulamadım bir türlü yerimi, tutmadı kimseler elimi. Ya da tuttular da bilemedim kıymetini. Memnun olamadım bir türlü, hayatta beğenmedim yerimi, gerçi hayatı beğenmedim de denebilirdi ya da hayat beni beğenmedi… Karışık cümlelerim oldu sen yokken, toparlamak için çok uğraştım. Her şey sanki boşa uğraştı, uykusuz günlerin sonunda dalıp giderken uykuya, kulaklarım açık kalan radyodan gelen sese alıştı. Gezdiğimiz tozduğumuz ve bolca güldüğümüz günler geldi de aklıma, anlayamadım neden gülerdik, en çok neyi severdik. Şimdilerde neye gülmeliyiz ya da gülmeli miyiz bilemedim, günlerin geçişine sabredemedim ama çekip de gidemedim. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Hiç kimse hiçbir şey demedi. Gerçi bu haldeki birine kimse bir şey diyemezdi. Aşık olan birine bir şeyler anlatmanın gereksizliği gibi. Aşık falan değildim. Her şey o kadar basit değildi. Ama aşkı aradığımı inkar edemem, aşka aşık olduğumu söylesem inanır mısın bilemem, ama bildiğin gibi bir aşkım olmadı işte. Sen yokken aşkı da anlattım, gerçi ben de pek bir şey anlamadım. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">İnsanın kendinden kaçması mümkün olsaydı kaçardım. Her şeyi umursamaz tavırlarla geçiştirme çabalarıma rağmen, tıkandım zaman zaman, anlayacağın kaçamadım. Umursamaz tavırlarım başıma dert oldu sonra, bilirsin: geçiştirilen sorunlar, üstesinden gelinmeyen sorumluluklar; bulaşıkların yığılması gibi yani. Kendime okunacak kitaplar listesi bile yaptım uzunca, sonra listeyi bile okumadım. Kütüphanede ne varsa, rastgele bir kitap aldım canım sıkıldıkça. Sıkıldım cümlelerim uzadıkça, uzadıkça geceler ve çoğaldıkça deftere düşen heceler, sıkıldım…<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Baştan alıp okudum şiirlerimi, bazı yerlerini düzelttim. Aynaya baktım, üstümü başımı düzelttim. Ama baştan alınca yaşanmışları, kareler akınca gözlerimin önünden, düzelteceğim bir şey kalmamıştı. Her şey yaşandığı gibi kalmalıydı, hüzün bazen, bazen mutluluk falan. Zaten başka bir yolu da yoktu, geçen düzeltilemezdi, geçip giderdi. Bir şeyleri düzeltmek derdinde de değildim aslında. Ütü yapmaktan bahsetmiyorum tabi ki. Ütülerimi hala kendim yapıyorum, ne annemin ne kardeşimin yaptıklarını beğenmiyorum. Bir şey daha var: güzel olmasa da kendi yaptığım makarnayı daha çok seviyorum. Bilmem, beklide güzel yapıyorum. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Şarkıların dolduruşuna geldim bazen, sen yokken. Unuttum içinde bulunduğum zamanı, toparladım pılımı pırtımı, başka diyarlara uzandım. Kandırıldım, döndüğüm zaman her şey olduğu gibi duruyordu, çiçekleri sulamayı unutmuştum bir tek, onlar kuruyordu. Ne kimse “neyin var” diye soruyordu, ne de gözlerimden bir şey anlaşılıyordu. İyi saklıyordum kendimi, sır yüklü kitaplar gibi. Az uyuyor, az konuşuyor, çok düşünüyordum. İnsanlar arasına karışınca güler yüzlü bir maske takıp anlatılanlara gülüyordum. Ama biliyordum, yıllardır gerçekten güldüğüm bir şey olmamıştı, gülebileceğim bir espri kalmamıştı sanki. Kimselere fark ettirmiyordum halimi, fiyakalı cümleler kuruyordum, gözlüğümü takıyor hep şık geziyordum. Saçlarımı sorma, ben onları dağınık seviyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Umursamaz hallerden kurtulup yavaş yavaş düşünmeye başladım geleceği, pek beceremem gerçi. Evlilik planlarım yok hala. Dünyayı gezme hayalim hayal oldu belki, ama çiftlik kuracağıma dair sözlerim ilk günkü gibi, hani içinde meyve ağaçları ve havuzu olan. Gerçi zaman kavramını düşündükçe ve aklıma nihayetin düşüncesi geldikçe vaz geçiyorum her şeyden, bilirsin insanlık halleri. Beni zorlayan şeylerden biridir zaman, aklımı zorlayan. Geçmiş zamanda oradaydık, şimdiki zamanda burada, gelecek zamanda nerede ve tüm bunlar neden? Sadece zamanı sorgulamak değil tabi ki, mekanı da anlamaya çalışmak karıştırır düşüncelerimi. İfade edemem her şeyi, dilim aklıma yetişseydi anlatabilirdim belki. Sözlerim de nasibini aldı halimden, somut ve soyut arasında hızlı geçişlerim bu yüzden. Bakma sen bana, o kadar da kötü değilim, üzülmeni istemem…<o:p></o:p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2007/09/14/zarfsiz-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O Gelmeden Kokusu Gelir</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2007/09/12/o-gelmeden-kokusu-gelir/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2007/09/12/o-gelmeden-kokusu-gelir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Sep 2007 09:44:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2007/09/12/o-gelmeden-kokusu-gelir/</guid>
		<description><![CDATA[O gelmeden kokusu gelir. O gelmeden heyecanı gelir. Gökyüzü değişir, sokaklar başka bir hal alır, onun geleceği fark edilir. Caddelerin ışıkları bile bir başka olur, İstanbul’un akşamları bile. O gelirken bir başka hal getirir bize, bir sükut çöker şehrimize. Daha başka olur insanlar, şehir daha başka kokar, daha başkadır sokak kedileri. O gelirken yanında bereket [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%"><img src="http://dorukdizayn.com/awara/ramazan.jpg" /></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">O gelmeden kokusu gelir. O gelmeden heyecanı gelir. Gökyüzü değişir, sokaklar başka bir hal alır, onun geleceği fark edilir. Caddelerin ışıkları bile bir başka olur, İstanbul’un akşamları bile. O gelirken bir başka hal getirir bize, bir sükut çöker şehrimize. Daha başka olur insanlar, şehir daha başka kokar, daha başkadır sokak kedileri. O gelirken yanında bereket getirir, huzur getirir, herkes payını alır, gökyüzünde ki martılar bile. Değişir evlerin çehresi, sofraların rengi değişir, buluşur herkes aynı çemberde. O gelirken bereket getirir, sofralarımıza lezzet, kalplerimize muhabbet getirir. Ramazanlar güzeldir. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Ramazan bir lütuftur, babayı erken getirir eve.<span>  </span>Konu komşuyu misafir eder bize, misafir eder bizi güler yüzlü kimselere. En çokta kimsesizlere gelir Ramazan, bağrında konuk eder onları, tıka basa doyurur yoksulları.<span>  </span>Ve gönlümüze gelir Ramazan, aç ruhumuzu doyurur, kırık kalpleri buluşturur. Aklımıza gelir Ramazan, aranmayan dostları getirir aklımıza, vesile kılar sevgiye muhabbete. Merhamettir Ramazan, sevgidir. O hep gelmeden fark edilir…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">Bir iftar vaktidir, bir teravihdir. Babasının elinden tutmuş camiye giden bir çocuğun yanaklarında fark edilir. Camiye erken gitmektir Ramazan, hep bir ağızdan getirilen salâvat da gizlidir. Cami çıkışında selamlaşan insanların yüzlerinde tebessüm, ısmarlanan çayda şekerdir.<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%"><span> </span>Sultan Ahmet’te kalabalık olur, iftar çadırında bekleyiş. Fuarlar kurulur, kitaplar arasında gezerken anlayana anlamayana bir mutluluk sunulur, bilen bilir neden mutludur.<span>  </span>Dumanı tüten sıcak bir sahlep olur ıstır içimizi. Mutluluktur Ramazan, ama en çok da sahurdur. Mahmur gözlerle sofraya kurulmaya alışmaktır. Ve alışmaktır peş peşe saate bakmaya, saatler hep kuruludur. Bozacıların sesi duyulur uzaktan ve yaklaşan vaktin hesabı tutulur. Sahur, bir nihayet değildir iftar gibi, başlayıştır, ezanları bekler seher yeli. Sahur anların en gizemli olanıdır, doyulmaz lezzettir, manevi hazlar tattırır. Mübarektir sahurlar, Ramazanlar güzeldir…<o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%">O hep özletir kendini, salavatlarla gelir, tekbirlerle gönderilir, Ramazan ayların en güzelidir.<o:p></o:p></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2007/09/12/o-gelmeden-kokusu-gelir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapanış Konuşması</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2007/08/04/kapanis-konusmasi/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2007/08/04/kapanis-konusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Aug 2007 13:59:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2007/08/04/kapanis-konusmasi/</guid>
		<description><![CDATA[Bir gece vakti gökyüzüne bakacak ellerin. Yıldızlar bile avuçlarındaki boşluğu görecek. Sessiz ve saklı bir dua dökülecek dudaklarından. Bir yıldız kayacak, bir gözyaşı akacak, bir pişmanlık gelip kurulacak, hatıralar gelip öylece karşında duracak. Duracak gidişatı her şeyin, perdenin arkasından baktığın sokaklar daralacak. Kimseler olmayacak yanında. Elini tutacak kimse kalmayınca, anlatmaya çalıştığın ama anlatamadığın şeyler birikince [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size: 10pt"><img src="http://aleminrenkleri.com/grafik/kapanis.jpg" /><br />
Bir gece vakti gökyüzüne bakacak ellerin. Yıldızlar bile avuçlarındaki boşluğu görecek. Sessiz ve saklı bir dua dökülecek dudaklarından. Bir yıldız kayacak, bir gözyaşı akacak, bir pişmanlık gelip kurulacak, hatıralar gelip öylece karşında duracak. Duracak gidişatı her şeyin, perdenin arkasından baktığın sokaklar daralacak. Kimseler olmayacak yanında. Elini tutacak kimse kalmayınca, anlatmaya çalıştığın ama anlatamadığın şeyler birikince anlayacaksın neden geceleri gezdiğimi, neden en çok geceleri sevdiğimi. <u1:p></u1:p></span></strong><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size: 10pt"><u1:p></u1:p>Derin cümlelerin olduğunda ve bir söz için dudaklarını aralandığında uyanacaksın hayata. Daha yeni merhaba diyeceksin güneşe, yıldızlara. İlk adımın gibi, ilk hüzünlerin olacak yeni. Bir cümleye başlayıp sonra tamamlamadan bırakıp her şeyi gideceksin. Çünkü bileceksin sonunu getiremeyeceğini, artık hiçbir cümlenin sonunun gelmeyeceğini. Cümlelerin hep yarım kalacak, kimseler anlamayacak seni. Sonunun geldiğini sanacaksın belki, çıkıp gezeceksin bir gece vakti. <u1:p></u1:p></span></strong><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size: 10pt"><u1:p></u1:p>Bir gece vakti gökyüzüne bakacak ellerin. Boşluğa kayacak gözlerin, ıssız ve derin yokluğa. Kalabalıklar içinde yalnız kalacak, hep saklı hıçkırıklar tutacaksın. Kendi haline bırakıp gidebildiğin zaman her şeyi ardına bakmadan, pervazsız sözlere ve oyunlara aldırmadan, anlayacaksın beni. Aynı kitaplar yeni şeyler anlatmaya başladığında anlayacaksın beni, titreten şey neydi sesimi. Duvarlar arasında sıkışıp kalınca fikirlerin, kitaplara sığmayınca sözcüklerin, sokaklar meskenin olunca bileceksin. Bileceksin neden boşluğa bakardı gözlerim, nedeni nedir garip sandığın sözlerimin.<u1:p></u1:p></span></strong><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size: 10pt"><u1:p></u1:p>Bir gece vakti gökyüzüne bakacak ellerin ve ben bunları göremeyecek kadar önceden gitmiş olacağım. Anlatmaya çalıştığımda bu!</span></strong><br />
<span style="font-size: 8pt"><br />
(Bu yazım Körpe Kalemler’de yayınlanmıştır.)<u1:p></u1:p></span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>
<p><u1:p></u1:p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2007/08/04/kapanis-konusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benden Bana</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2007/08/04/benden-bana/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2007/08/04/benden-bana/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Aug 2007 11:07:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2007/08/04/benden-bana/</guid>
		<description><![CDATA[Kaidelerin, kuralların, teorilerin, duygusuzluğu kara kule gibi dikildiğinde hayatımıza, bir şeyler söylemenin, bir şeyler yapmak gerektiğinin acısı ve sızısı yorarken bizi, bize lazım olan bir şeyin ihtiyacını hissederiz. Yorulmuşluktan, çaresizlikten, umutsuzluğumuza yol veren çıkmazların içinden sıyrılıp, yeniden başlamak, silkelenip dağıtmak isteriz kara bulutları. Sonuca varan yollar ufukta olsa da, bir sis kaplayıp kuşatsa da düşüncelerini, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt">Kaidelerin, kuralların, teorilerin, duygusuzluğu kara kule gibi dikildiğinde hayatımıza, bir şeyler söylemenin, bir şeyler yapmak gerektiğinin acısı ve sızısı yorarken bizi, bize lazım olan bir şeyin ihtiyacını hissederiz.<u1:p></u1:p><br />
Yorulmuşluktan, çaresizlikten, umutsuzluğumuza yol veren çıkmazların içinden sıyrılıp, yeniden başlamak, silkelenip dağıtmak isteriz kara bulutları.<u1:p></u1:p></span></strong><o:p></o:p></p>
<p><u2:p></u2:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt"><u1:p></u1:p>Sonuca varan yollar ufukta olsa da, bir sis kaplayıp kuşatsa da düşüncelerini, deli eden anlamsızlıkların kırgınlığı olsa da, bu karanlığı delecek ışık, bu kuşatmayı yaracak irade, bu komployu çürütecek fikir, içinde bir yerlerde, sende…<u1:p></u1:p><br />
Karanlığın hükmüne inanma. Modern hayatın, ruhunu söndüren kurallarına diren, kaidelerin sertliği incitse bile yıldırmasın seni.<u1:p></u1:p></span></strong><o:p></o:p></p>
<p><u2:p></u2:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt"><u1:p></u1:p>Yoluna çıkan engellerden, otoriter mantığın hissiz/duygusuz tavrından, hayatını saran ablukadan sana iletilmek istenen bir mesaj var.<u1:p></u1:p> Arayışlarını kendine yönelt. Sorunların, çıkmazların anlamını deşelemeden önce kendine dön, gidişatı sorgulamadan önce kendini sorgula ve içinde, derinlerde toz tutmuş coşkuyu bul. Coşkularını diri tut, umutlarını sakla, tutkularından güç al.<u1:p></u1:p></span></strong><o:p></o:p></p>
<p><u2:p></u2:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt"><u1:p></u1:p>Çilelerin sana ışık olacak, yolunu aydınlatacak. Yorgunlukların, yoldaki tabelalar gibi seni aydınlığa götürecek. Tutkuların sana enerji verecek, şimdiki zamanda sessizce aklında dursalar bile, onları hiçbir zaman kaybetme. Duygularını haykıramasan bile, silinip gitmesine izin verme, güzel günler için dursun ceplerinde.<u1:p></u1:p><br />
Duaların, destekçin ve koruyucun olacak, usanmadan, bıkmadan, umutsuzluğa kapılmadan iste…<u1:p></u1:p></span></strong><o:p></o:p></p>
<p><u2:p></u2:p></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt"><u1:p></u1:p>İhanetler sarsa da seni, yoldaşların bıraksa da elini, ruhuna tırmanan hissiz/duygusuz süvarilere izin verme, mevzini terk etme… Korkma, ceplerinde duaların var, unutma!</span></strong><br />
<span style="font-size: 8pt"><br />
(Çok eskiden yazmış idim, şincik buldum)</span><o:p></o:p></p>
<p><u2:p></u2:p><u2:p></u2:p><u2:p></u2:p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2007/08/04/benden-bana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çalıntı Umutlar</title>
		<link>http://www.aleminrenkleri.com/2007/07/05/calinti-umutlar/</link>
		<comments>http://www.aleminrenkleri.com/2007/07/05/calinti-umutlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jul 2007 23:08:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/2007/07/05/calinti-umutlar/</guid>
		<description><![CDATA[Umutlarımızdan çalan şeylerden biridir sevgilinin gidişi. Yağmurlu bir günde ya da yaz akşamı olması da önemli değildir aslında. Gitmiştir bir kere. Bir parça umut eksilmiştir artık bizden. Bir parça bulut misafir olmuştur gözlerimize. Yağmur tadında birkaç damla gözyaşı bırakırız, kıyılarımıza vuran hıçkırıklarla birlikte… Oyalanacak şeyler ararız sonra. Birkaç kitap karıştırırız, halimizi tanımlayabilecek şeyler bulmayı umarak. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://aleminrenkleri.com/grafik/umutlar.jpg" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Umutlarımızdan çalan şeylerden biridir sevgilinin gidişi. Yağmurlu bir günde ya da yaz akşamı olması da önemli değildir aslında. Gitmiştir bir kere. Bir parça umut eksilmiştir artık bizden. Bir parça bulut misafir olmuştur gözlerimize. Yağmur tadında birkaç damla gözyaşı bırakırız, kıyılarımıza vuran hıçkırıklarla birlikte… <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><o:p></o:p>Oyalanacak şeyler ararız sonra. Birkaç kitap karıştırırız, halimizi tanımlayabilecek şeyler bulmayı umarak. Bir kitabın bir sayfası çıkagelir sonra. Bir cümle takılır dudaklarımıza, okudukça acıtan ama umut vaat eden bir hikayenin ortasından. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><o:p></o:p>Bizim şarkımız dediğimiz şarkı sıradandır artık. Sıradan ve can yakan…<o:p></o:p><br />
Geçmekte olan gecenin bir hikayesi yoktur. Günlüğün sayfalarında özel bir yeri yoktur.<o:p></o:p><br />
Onunla gelen şeyler arka sayfalarda, ileriye dair kurulan hayaller yarıda kalmıştır. Bizimle kalan sadece, uzun ve ıssız bir gecedir. O gitmiştir bir kere, ceplerinde çalıntı umut kırıntıları ile birlikte. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><o:p></o:p>Her zaman oturduğumuz bank, ilk göz göze geldiğimiz mekan hüzün vaat etmektedir artık. Üzerinde yürüdüğümüz caddeler çeler zihnimizi. Geçmiş sayfaların tozlarını üfler adımlanan kaldırımlar. Onu anımsatan her şey tutsak eder çelimsiz düşüncelerimizi. Daha hızlı adımlarız yolları, artık boşluk tutar elimizi. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt"><o:p></o:p></span><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Zaman zaman öfkeler sarar, titremeler alır bizi. Sonra yeminler eder, güçlü olmaya çalışırız. Kendimizi kandırır, dünyadan çekeriz elimizi. “Bundan böyle” ve “artık” diye başlayan cümleler gelir, giden “keşke” li sözcükler yerine. Çok geçmez, bir şarkı ile yeniden bocalar, bir akşam gözlerimize bulutlar yeniden uğrar, hatıralar damlar ellerimize. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><o:p></o:p>Çıkmazlar başımızı ağrıtmaya başlar. Geçmişe dair şeylerin kıskacı böler uykularımızı. Sıklaşır nefes alıp verişimiz, ansızın kesilir soluklarımız. İçimizde bir şarkı başlar, acı bir keman sesi dolar kulaklarımıza. Yeniden ve tekrardan inanmak istemeyiz, kabustan uyanmayı beklerken geceler sabah olur. Durup durup bir girdap içine çeker bizi. Zoraki gülümseyişler takınır çehremize, umursamaz olmayı deneriz. Kalabalıklar içinde gülerken içten bir alev sarar, uzaklara saplanır gözlerimiz. <o:p></o:p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><o:p></o:p>O gitmiştir bir kere.<br />
Elde kalanlarla yetinmek gerek. Bir tutam çiçek ve ondan başka geriye kalan koca bir dünya. Giden gitmiştir zira, ardında kalan biz, eksilen ümitlerimiz…<br />
</span></strong><br />
<span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Bu yazım <a href="http://korpekalemler.com/subpage.php?s=article&amp;aid=568" target="_blank">Körpe Kalemler</a>’de yayınlanmıştır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p><strong><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"></span></strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aleminrenkleri.com/2007/07/05/calinti-umutlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

