top-image

Şu tarihteki tüm yazılar listelendi: Şubat, 2010

Ateş vahametin durduğu yerde uyur
Bir uyurgezer öpücüğüdür edna
Ölüler biraz daha ölü, hastalar biraz daha
Hastadır bu soluklandığımız gölgelik
Ve hastadır üstünde duran…

Ahenksiz gri güneşsiz bir vakit, adı yaşamak
Mazlum suratları, savaşlarda çocuk fabrikada anne
Yapışan suratımıza bakarken öptüğümüz
Bir bebeğin serçe elleri, hayaller
İşte bu hayat da böyle…

Biz aklımızı yırtarak
Uyumsuz ilan edildik fosforlu renklere
Yerimizi belli ettik, yurdumuzu
Bir deli kadın kahkahasıydık fundalıkta
Yapabiliriz bunu, evet ölebiliriz
Sağ salim ölebiliriz yan yana…

Peki, görüşürüz
6’da Üsküdar’da…

Taha Süren’e sevgilerle…

Abdullah Kibritçi

Bu nefes almaklar beni boğan
Tadı damağında yaşamak
Bu renkler gözümü kör eden
Yeşil gölde kırpık bir ceset
Ne de saygıdeğer!

Bu hikâye ölümle başlar, garip
Sizce de fazla karışık değil mi?
Mesela huzur, ne bulanık
Banknot, gardiyan, küllük, vanilya, kefen
Her şey karmakarışık…

bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi