böyle olmayacak
ağır geliyor ağırdan alıp meseleler
bu ev senin bu ev senin bu ev…
dolmuş bir kalp ne eder?
nokta nokta nokta’lardan olma
zikir kovasının açtığı kadar bir yer
oturup huzur bulmalık
kendim için ayırdığım bir mesken
kendi içime kaçtığım
sokaklarda
mutlu olmak neyse de
huzur…
unutulan bir olasılık.
dünyalık ne varsa yunmadan gelmiş yanıma
içime kara bulutlar çökelir
o benim huzurum bayramlık ayakkabım
tertemiz gelir
ya giderse?
evini bulamamak diyorum ben buna
başka ne denir.
(ne ölünür ne ağlanır, ortada kalınır)
zuhuratlarım yok oysa
tesellim ele avuca gelmez sızılarım
-ve sen şiirlerimi sensiz bırakma-
bu ev senin bu ev senin bu ev…
henüz yaşken kırıldım.





“henüz yaşken kırıldım.” özeti mahiyetinde tüm iç çekişlerin…
Sana birşey anlatayım: bitmeyen bir sıkıntıyı
Geçermiş kanın damardan bıçağın etten geçişi gibi ay vakti olurmuş
bakarmışız abartı
Bir çocuk kardeşim yığılıp kalıyor kollarıma ses arıyorum bağırmak
bağırmak için
Bu amansız takip bu olmadık tütün sancısı bu haksız rüzigar bende bir yeri biriktiriyor
Bende bir yer var:
Oradan usul usul dönüyorum bir elimde asayı musa diğer elimde
züleyhadan kalma sadaka taşı
Dünya durdukça aşk durdukşa isyan yada devrim durdukça ben de
durup duracağım oldu mu
Bileğime burjuvanın sevdiği çiçeklerden çizip sonra sileceğim oldu mu
Bir şiir var hem erik gibi vadedilmiş kızlar ant içilmiş incirler gibi bir şiir
Ben onu bulup ayrılacağım aranızdan oldu mu
Sesim birden hırlamaya dönüşecek bunu beklemiyordunuz kimse beklemiyordu
Yalan da olsa çocukluk girilir çıkılmaz bir ırmak olsun, aramızda kalsın…
(İ.Kılıçarslan)
O şiiri bulucaksın bi gün…