top-image

Şu tarihteki tüm yazılar listelendi: Mayıs, 2009

Henüz dizimde çamurlar hem üzgünüm biraz

Üzgünüm dedim bu benim tesellim

Olsun diyorum boğulmadım henüz

Ben işte böyleyim defansları severim

 

O vakitte ben yoktum bilmiyorum nerdeydim

Üstümüz başımız da bizim değildi modayla gökten indi

Amentünün bile şarkısı vardı

Sormayın zembil henüz moda değildi

 

Gamzem çalındı yanağımdan gülmeye utandım

Hasretle aradım yabancı gibi kendimi

Harflerim köpekleşmenin kurbanı oldu

Bir gamze bile üretemedi koca sanayi devrimi

 

Oyun kuramadım sözcüklerim kayıptı

Sarhoş fikirler yuttum hepsi piç düzenbaz

Güneş ardımızda kalmıştı yönümüz ufkumuz batı

Bilemedik saksıda define aranmaz

 

Büyümek istedim büyüsün diye yumruğum

Aradan uzun yıllar geçti şerit şerit yollar

Kemara yükselirken Beyrut ağlıyordu

Fonda eski günlerden kalma içli bir şarkı var

 

Kale arkası bir seyirdeyim her şey yarım yamalak…

böyle olmayacak

ağır geliyor ağırdan alıp meseleler

bu ev senin bu ev senin bu ev…

dolmuş bir kalp ne eder?

 

nokta nokta nokta’lardan olma

zikir kovasının açtığı kadar bir yer

oturup huzur bulmalık

kendim için ayırdığım bir mesken

kendi içime kaçtığım

sokaklarda

mutlu olmak neyse de

huzur…

unutulan bir olasılık.

 

dünyalık ne varsa yunmadan gelmiş yanıma

içime kara bulutlar çökelir

o benim huzurum bayramlık ayakkabım

tertemiz gelir

ya giderse?

evini bulamamak diyorum ben buna

başka ne denir.

(ne ölünür ne ağlanır, ortada kalınır)

 

zuhuratlarım yok oysa

tesellim ele avuca gelmez sızılarım

-ve sen şiirlerimi sensiz bırakma-

bu ev senin bu ev senin bu ev…

henüz yaşken kırıldım.

bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi