top-image

Şu tarihteki tüm yazılar listelendi: Nisan, 2008


İsmi zikredilince gözlerimin dolmasına sebep olan kişidir. Transa geçiren, ritmin sınırlarını zorlayan, sesiyle kelimelere çılgın bir elbise giydiren adamdır, inanılmazdır.

Nusrat Fateh Ali Khan 1948 yılında Pakistan’da dünyaya gelir. Sanatçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmesine ve yetenekli olmasına rağmen şarkı söylemeye gördüğü bir rüyadan sonra başlar. Babasının ölümünden sonra bir rüya görür. Rüyasında babası Nusrat’den şarkı söylemesini istemektedir. Yapamam diye cevap veren Nusrat’e babası yine de denemesini söyler ve boğazına dokunur ve Nusrat Fateh Ali Khan şarkı söylemeye başlar.

Babası ve diğer amcaları gibi tasavvuf müziğinin bir kolu olan Qawwali icra eder. Zaman zaman ağır Qawwali kalıplarının dışına çıkarak şarkılarında daha yumuşak motifler kullandığı da olmuştur. Klasik müzik ve Hint müziğinde ürünler vermesine rağmen Qawwali geleneğinden kopmayarak ilahi mesajı kitlelere ulaştırır.

Şarkılarını Arap, Urdu, Fars ve Pencap dillerinde seslendiren Nusrat Fatih Ali Khan 1985 yılında Womad Festivali’ne katılarak şarkılarını dünyanın beğenisine sunar. Toronto, Londra, ABD, Paris, İspanya, Japonya ve birçok Arap ülkesinde konser vermiştir.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

BEH HAADH RAMZA DHASDHA

Şarkılarında inişler çıkışlar ve ahenk doğaçlama ilerlemesine rağmen muhteşem bir uyum vardır. Sesini çok iyi kullanabilen nadir sanatçılardan biridir. El çırpmaları eşliğinde icra ettiği ve genelde Qawwali dinleyici kitlesine söylediği şarkıları, Ulusal platformlarda söylediği şarkılara nazaran daha serttir. Nusrat Fateh Ali Khan şarkılarını söylerken dinleyici kitlesinin kalitesini ve psikolojisini tartarak şarkılarına yön verir. Ritim kimi zaman yavaşlar kimi zaman coşar. Konserlerinde dinleyenler şarkıya ellerini çırparak eşlik ederler, kendilerinden geçerler, durulurlar, coşarlar.

Qawwali oturarak icra edilir ve şarkıya başlamak sanki ibadete başlamak gibidir. Çünkü Sufi geleneğinin müziği olan Qawwali’nin icrasından maksat ilahi mesajın iletilmesidir.

Nusrat Fateh dinlerken gözleriniz kapanır, bedeniniz hafif ritmik sallanmaya başlar, elleriniz siz fark etmeden göğe doğru açılır, dinlediğiniz sanki şarkı değildir: kaybolursunuz.

Şimdilerde şarkılarını bilgisayarlarımızdan dinliyor ve yine büyük lezzet alıyor olsak da, Üstadın konserinde bulunup şarkılarını birebir dinlemek, eşlik etmek kuşkusuz mükemmel bir şey olmalıdır. Bir konserinde olabilmeyi, dizinin dibinde oturabilmeyi ne çok isterdim.
Üstat Nusrat Fateh Ali Khan 1995 yılında vefat etmiştir.

Üstat için önceden yazmış ve yayınlamış olduğum bir şiirim vardır, bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

Dostum Sami Türkçesinin yani Grup Yorum – Bir Görüş Kabininde isimli versiyonunun daha güzel olduğunu iddia etti. Ben ise Janet – Jak Esim’in söylediği Durme Durme Kerido İjiko’nun daha güzel olduğunu iddia ettim. Böylelikle tek taraflı bir iddiaya girmiş olduk, Sami kaybederse Murat Menteş’in Kaosa Mütevazi Bir Katkı adlı kitabını alacak bana.

Hangi şarkının güzel olduğunu siz belirleyeceksiniz, yorumlarınızla… İki haftalık bir süre sonunda yorumlarda belirtilen görüşlerin çokluğuna göre hangi şarkının daha güzel olduğunu belirlemiş olacağız. Evet, aynı şarkının iki farklı, iki mükemmel sürümünü yayınlıyoruz, yorumlarınızı bekliyoruz.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

1. Grup Yorum – Bir Görüş Kabininde

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

2. Janet / Jak Esim – Durme Durme Kerido İjiko

Büyük hali için resme tıklayınız…

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Giden bir trenin ardından el sallar gibi…
Bir mezar başında ağıt yakar gibi…
Bir aşk mektubunun son satırları gibi…
Gurbette yazılmış bir şiir gibi…

Kimseye acımadım yayınladım, şarkının derinliğinde kaybedin kendinizi…

İşte bu gördüğünüz köprü ve üzerinde akan arabalar, bir damar ve damarda akan kan kadar sıradan akıyor, çalan kornaların kırılan bir kemik gibi ses verdiği akşamlarda martılar yüzünü kıbleye dönüp kanatlarını açarak dua ediyor, âminlerle birlikte bir küçük kuş kanatlarını yüzüne sürüyor ve göz kapaklarım kapanınca hasretle yanıp tutuşan kirpiklerim birbirleri ile musafaha ediyor.

Geceler boyu ceset topluyoruz, sabah olunca hiçbir şey olmamış gibi bizde bilet kuyruğuna giriyoruz. Geceler boyu âşık oluyor, pamuk şeker tadında cümleler kuruyor, çayın içinde kaybolan şekerin erimesine eşlik edip eriyor, acıyan yanlarımızı saklayarak damaklarda bir tat oluyoruz. Geceler boyu ceset topluyor, enkazın altında kutu kutu pense oynuyor, cesetlerden labirentler kurup yolu bulabilmesini umarak gülücüklerimizi bu labirentin içine salıyoruz. Hastalıklı gülücükler var suratımızda, gözyaşlarımızı damıtarak sunuyoruz konu komşuya, ağladığımız bilinmesin topladığımız cesetler görünmesin diye.

Sanki kırık bir misket yırtınarak dolaşıyor damarlarımda, sanki bir diken saplanmış damağıma, ben sustukça kırık misket hırçınlaşıyor, damağımdaki diken konuştukça batıyor. Saçını çekip durdurmak, silahımı çekip sıkmak istiyorum topuklarının bir karış yukarısına, ciğerlerime çekip boğulmaktansa izmarit gibi bileğime basıp söndürmek istiyorum acıların fiyakasını. Her seferinde sobeliyor hüzün, önünü arkasını ve saklanmayanı…

Kurduğum cümlelerin susamı eksik, gecelerimin uykusu ve gözlerinin buğusu eksik, hayatımın “sen”i, adıma yazılan şiirlerin “ben”i eksik. Dikenlerin gülleri, gülenlerin hüzünleri, ölenlerin öcüleri, selam verenlerin geceleri eksik. Konuşanların sözleri, susanların sessizliği, dostların gücü eksik. Gündüzler geceye kalb oluyor, bulutlar delik deşik.

Sayfa: 11 2 »
bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi