top-image

Şu tarihteki tüm yazılar listelendi: Mart, 2008


Bir mektup heyecanlandırır beni. Bir kitap heyecanlandırır beni, çoğu zaman bir şarkı. Neredeyse her gün yeni bir şeyler dinliyorum. Müsait olduğum zamanlarda araştırmalarım sonucu yeni isimler duyuyor, albümler indiriyor, şarkıları genelde gece vakitleri tek tek dinliyor, aralarında kaliteli bir şeyler bulmayı umarak ilerliyorum. Zaman zaman karşıma gayet hoş şeyler çıkıyor, pek bilinmeyen, az tadılmış, kıymeti bilinmemiş, belki fark edilmemiş kaliteli tınıları seçerek saklıyorum. Birçokları şarkıları nasıl temin ettiğimizi, nasıl keşfettiğimizi soruyor, merak ediyor. Bana maille (yorum yazarak değil) ulaşanlara istedikleri şarkıları göndermeye gayret ediyorum. Merak edenler için şöyle açıklayabilirim: İlk önce araştırmak lazım, böylelikle hem aslında piyasada olduğu halde duymadığınız, hem de başka kültürlerin, başka ülkelerin sınırları içinden çıkamamış şarkıları bulmanız mümkün. İyi bir müzik dinleyicisi iseniz, bir albümün kıyısında kalmış, uzak ülkelerin uzak dağlarının ardından sesini duyuramamış birçok şarkı keşfetmeniz bile mümkün. Şarkı keşfetmek derken, bu biraz yetenek işi olabilir tabi ki, ancak öncelerden dinleyip elediğim bazı şarkıları şimdilerde yeniden gözden geçirdiğimde kaçırdığım şeylerin olabildiğini görüyorum. Şunu demek istiyorum: Dinledikçe, özellikle farklı şeyler dinledikçe, farklı sesler duyup farklı tatlar aldıkça, açılan ve gelişen bir yetenek olmalı bu. Bu arada sözlerimin “çok yetenekliyim” bağlamında algılanmasını istemem, hele İbrahim Paşalı varken böyle bir iddiadan tırsarım ve Allah’a sığınırım. (:

Salt araştırmalar bu işin kaynağını oluşturmuyor elbette. Yani uzak doğulu ismi duyulmamış bir sanatçının rastgele bir albümünü indirip, “bakalım kaliteli bir şarkıya rastlayacak mıyız” düşüncesi ile hareket etmek işe yarasa dahi yeterli olmaz. Şarkı seçmek, iyi şeyler dinlemek gibi bir zevk oluştuğu zaman sizde, buna bağlı olarak da benzer şeyler düşünenlerin oluşturduğu bir çevreniz oluyor. Yeni duyduğum şeyleri nasıl bu sıkı müzik dinleyen arkadaşlarımla paylaşıyorsam (sitede yayınlananlar buz dağının görünen kısmı) aynı şekilde bu ortam sayesinde sevdiği, bulduğu şeylerden bizi haberdar eden ehil kimseler var. Bu kaynak biraz da bu şekilde oluşuyor. Örneğin dostum Kemal bol bol şarkı yollar ve istemiş olduğum albümleri o devasa arşivden (bunun hakkında bilgi verecek değilim) sömürerek bana gönderir. Ara sıra maille ulaşıp “aha bunu da dinleyin” diyenler de oluyor tabi ki. Bu arada Taksim’deki kitap ve müzik marketleri gezmek bir şekilde yeni sesler duymanıza sebep olsa da elbette biraz masraflıdır ve klasik seyrin dışına çıkmaya pek elverişli değildir.

Kaliteli şarkılar, tınılar uğruyor olsa da kulağıma, heyecanlandıran yeni şarkılar bulmak ve duymak bu anlattıklarıma rağmen hiçte kolay değil. Heyecanlandıran şarkı, koca bir kitabı okuyup bitirdikten sonra, aklınıza takılmış olan bir cümle gibidir. Yüzlerce sayfa okuduktan sonra karşınıza çıkan sıra dışı kullanılmış bir kelime gibidir. Heyecan veren bir şarkıya rastlamak, bir kitabı sadece o mükemmel kurulmuş cümleyi bulmak için okuyup bitirmek gibidir. Heyecanlandıran bir şarkı, uzun arayışlar sonrasında toprağın içinde bulunan bir elmas parçasının gözünüze yansıyan sevinç dolu parıltısı gibidir. Ne yazık ki şarkılar çabucak eskirler. Özellikle benim gibi, sıkı bir parça bulduğu zaman işi abartıp günlerce, haftalarca, yüzlerce kere dinleyen biri şarkıları çarçabuk eskitir. (Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra yeniden o şarkıya dönerim mutlaka)

Uyanıkken, uyurken, yemek yerken, anlatırken, dinlerken, yazarken, seyahat ederken, çalışırken ve yürürken her daim dinleyen biri olarak müziği ve şarkıları kutsuyor değilim. Müziğin zararları olabilir, aşırı romantizme itebilir, enerji verebileceği gibi depresyona bile sokabilir. Ne dinlediğinize dikkat etmezseniz maneviyatınızı yaralayabilir. Dikkat dağınıklığına sebep olabilir.

Dostum Sami bir link verdi, gezip kurcalarken heyecan veren bir şarkı buldum, oturup bu yazıyı yazdım.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Talha’ya teşekkürler…

Sana en çok ihtiyacım olduğu bir zamanda, omuzlarıma yaslanan sıcak bir cümle kur bana. Bir şeyler söyle bana, söyle ki dilimin düğümleri çözülsün. Sen başlarsan bir şarkıya mırıldanarak, eşlik ederim sana avazım çıktığınca bağırarak. Sen anlatmaya başlayınca başından geçenleri, konuşur ikna ederim yıldızları, artık hep gelirler uyuyakalmazlar geceleri. Bir kelime ol, bir fısıltı ol, bir tını kılığında sokul yanı başıma, tut elimden şekil ver aldırmaz asi akışıma. Sıkı bir cümle olup dökül suskunluktan kanayan dudağıma.

Sen bir harf söyle ben destan yazayım. Sen ses ver, ben uçup yamaçlara vurayım kendimi, akis olup yankılanayım. Yeter ki bir çizik at, oluk oluk kanayayım. Bir tespihe dizil, bir yaprak düşerken üzül ve ben bıkmadan anlatayım. Boş yanlarımı doldurmam için bir sözcük ver bana, seninle dolup seninle taşayım. Kef’ler çiz, kaf’lar yaz alnıma Kaf dağını aşayım, dönerken kır çiçekleri toplarım sana. Dönerken dünya, omuzlarıma yaslanan sıcak bir cümle kur bana…

- II –

Gecelerde yürüyen benim. Tanıdık bir yüz görebilme ihtimalinin olmadığı kadar gecede. Meyhanelerin ve işkembecilerin en işlek olduğu saatlerde, sarhoşların adımladığı kaldırımlar henüz kafayı bulmamışken ve taksi şoförleri muhabbet ederken yürüyen benim.

Nadir de olsa bazı evlerin ışıkları hala yanıyor. Renkli parıltıların olduğu evlerde televizyon izleniyorken sessiz karanlık odalarda birileri rüya izliyor. Kimsenin rüyası rahatsız olmasın diye insanlar geceleri susuyor. Her gece şehir karanlık kusuyor. Gecede yürüyen benim, seni arıyorum. Bir ses bekliyorum.

Her şeyin uzağındayım, adımı defterine yazan kızların, gülümseyen insanların ve yıldızların. Gecenin karanlığını alıyorum üstüme yorgan niyetine, kelimeleri kurban ediyorum bu aşkın diyetine…

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Ne söylememi bekliyorsunuz?

Toplayın mancınıkları
Buraya cümle kuruyorum
Al şarjörünü ver şarjörümü
Bitti aşkımız, gidiyorum.

Oturarak öl
Üç yudumda
Bilirsin, son nettir
Hadi eyvallah.

bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi