Yaşamak nedir?
-Hayatı sürdürmek.

Ölüm nedir?
-Hayatı bitirmek.

Kimler ölür?
-Askerler ölür.

Neden askerler ölür?
-Vurulunca ölürler.

Başka kimler ölür?
-İnsanlar yaşlanınca ölürler, askerden gelince de ölürler.

O halde sen on iki on üç sene sonra ölecek misin?
-Askerden geldikten birazcık sonra. Öleceğiz işte teker teker.

Sırayla mı?
-Evet sırayla.

Kim yapar bu sırayı?
-Allah.

İnsanlar neden hastalanır?
-Sağlıklı beslenmedikleri için. Bazıları sağlıklı beslenmiyor, diyor sonra hasta oldum.

Yarın sınavın var değil mi?
-Evet.

Sınavlar önemli midir?
-Önemli. Başarmak için.

Başarınca ne oluyor?
- …….

Evet, başarmak nedir?
-Eee. Başarınca adam olunur.

Başarmayanlar çocuk mu kalır, ya da kadın mı olurlar?
- …….

Peki adam olununca ne olur?
-İlerde… eee…

Neyse, büyüyünce ne olacaksın?
-Öğretmen.

Neden camcı, doktor, doğalgazcı ya da pilot değil de öğretmen olmak?
- Çocuklara öğretmek için, zaten ben öğretiyorum şimdi çocuklara.

Öğretmen olunca öğrencilerine öğreteceğin ilk şey nedir?
-Matematik. En sevdiğim ders. Çok seviyorum.

İki ile ikiyi toplayınca ne olur?
-Dört.

Dört ne işe yarar?
- ……

Dörtle ne yapılır, duvara bir tablo mu, yoksa altı rakamına ulaşmak için iki ile toplamak mı?
-Evet toplamak… Altı olur.

Yani dört altı yapmak için mi vardır?
-Eee, dört… Şey…

Babalar mı daha çok şey bilir öğretmenler mi?
-Öğretmenler.

Anneler mi daha iyi makarna yapar öğretmenler mi?
-Normal. Yani şey, aynı. İkisi de aynı yapar.

Senin bildiğin ama öğretmeninin bilmediği bir şey var mı?
-Eeee…

Mesela “ben meybuzun tadını bilirim öğretmen bilemez” gibi hani, hiç yok mu böyle bir şey?
-Bilmem, bazen ben bilirim bazen öğretmen bilir.

Peki sende olduğu halde öğretmenin sahip olamadığı bir şey var mı, mesela çanta gibi?
-Aa öğretmenin çantası var ki, ama şey bizimki gibi değil.

Bence senin öğretmeninin suluğu yok, senin var. Öyle değil mi?
-Evet. Öğretmen suluk getirmez ki.

Neden annesi sabah gönderirken ona suluk vermez mi?
-Hayır, öğretmen birini çağırır, ona para verir bana şişe su al getir der. Böyle lazım yani. Gerekli…

Seni su almaya gönderdi mi?
-Hep beni gönderiyor, sınıf başkanını bile göndermiyor.

Erkekler mi daha akıllı kızlar mı?
(birkaç dakika düşünerek) -Erkekler.

Neden?
-Seda Zehra’nın yanına gidiyor derste: Silgi var mı, silgi var mı!

Erkekler mi daha güzel kızlar mı?
-İkisi de aynı. Mesela damat ve gelin. İkisi de güzel.

Sence hangisi güzel?
-Bence damat güzel.

Damat kimdir?
- ……

Evet damat?
-Eee. Şimdi gelin, damat, anne, baba, kardeşler falan aile olurlar, toplanır bir eve giderler. Eee, neydi… Allahın emri… Eee…

Evet, Allah’ın emri Peygamberin kavli ile kızınız Nagihan’ı oğlumuz Cemşit’e istiyoruz derler, diyecektin değil mi?
- Haa evet, işte öyle derler.

Bakkala gidip bu şekilde çikolata istesen verir mi?
-Hmm. Verir. Ama parayla…

Kızın babası kızı vermek için para isterse verir misin?
-Hayır!

Neden?
-Kızı o kadar değerliyse evlenmesin. (ben kopuyorum tabi)

Tamam. Peki bir kutu çikolatayı mı alırdın kızı mı?
(uzunca düşünür) -Şimdi kız dersem neden dersin değil mi?

(çocuk beni çözdü, gülüyorum yine) Tamam bu sefer neden diye sormayacağım. Söyle?
-Tamam, o zaman zaten dedim ben.

Tamam anladım (:

Dövmek istediğin biri var mı?
-Hayır. (kısa bir aradan sonra) Haa Abdulsamet var. Hep böyle: (elleriyle sıranın üzerinde darbuka çalar taklidi yaparak Abdulsamet’in yaptığı şeyi gösteriyor)

Öğretmenler her şeyi bilirler mi?
-Hayır. Bazı kere bilemezler. Bigün başka bir öğretmen geldi, bi soruyu bilememiş, bizim öğretmene sordu, o da bilemedi. Sonra cevap kağıdına baktılar.

Bize yemek yemeyi kim öğretti?
-Allah.

Baban mı daha büyük, öğretmen mi, yoksa Atatürk mü?
-Atatürk. Ama o insan.

Neden büyük peki?
-Samsun’a çıktı. Kurtuluş savaşını başlattı. Sonra herkes öldü. Tek başına kaldı. Biriyle kavga ederken arkadan biri yaklaştı. Bıçakladı.

Peki bu apartmanda en iyi kim?
-En aşağıda. Ali abi değil onun bi üstünde hani.

Yani kim?
-Serap abla işte.

Neden, sana şeker falan mı veriyor?
-Hayır. Başkaları gürültü yapıyor. Alt katta Hacer ablanın bebeği ağlıyor, üst kattan da gürültü geliyor, kavga ediyorlar, bi kere ettiler.

Tamam son sorum, sana ilk olarak ne sordum?
- Eeee… şey… (bulamaz)

(Komşumuzun oğlu Can. Sekiz yaşında. Ertesi gün olacağı sınav ile ilgili annesi bize getirmiş. Biraz muhabbet etme fırsatımız oldu.)